TÜRK TARİHİNDE MESELELER

 
 

 

 

19

MALAZGİRT SAVAŞI

Türk tarihinin en şanlı zaferlerinden biri olan Malazgirt Meydan Savaşı için, aydınlarımız arasında iki yanlış telâkki yerleşip kabul edilmiş gibi-dir. Bu iki yanlış telâkki şudur:

Malazgirt zaferi Anadolu'yu bize tamamıyla açtı.

Malazgirt zaferiyle Anadolu'da yeni bir Türk devleti başladı.

Bu iki düşünce de iyice incelenmeye değer mâhiyettedir, incelendik-ten sonra da yanlış oldukları kendiliğinden ortaya çıkar.

Bu kadar zamandan beri aydın bir zümre tarafından "gerçek" olarak kabul edilmiş bir fikrin yanlış olmasında şaşılacak bir şey yoktur. Ta-rihte halk veya aydınlar tarafından gerçek diye kabullenilmiş nice yanlış fikirler gösterilebilir. Meselâ Selçuklu Alaaddin Keykubad'ın "bü-yük hükümdar", Tevfîk Fikret'in "büyük vatansever" sayılması bize ait yanlışlardan olduğu gibi İsa'nın hem Allah, hem de Allah'ın oğlu oldu-ğu hakkında milyonlarca aydın Hıristiyan tarafından benimsenen te-lâkki de bu kabildendir.

Şimdi, bu kısa başlangıçtan sonra Malazgirt iddiayı gözden geçirelim:

Malazgirt zaferi askerî bakımdan büyük bir imha savaşıdır ve iki ba-kımdan çok mühimdir. Hem sayı bakımından iyice üstün düşman kuv-vetlerine karşı kazanılmış, hem de düşman ordusundaki Türk birlikleri bizim tarafa geçerek zaferde âmil olmuşlardır. Demek ki Malazgirt Sa-vaşı Türk savaş taktiğinin, Türk kahramanlığının ve Türk millî şuurunun büyük bir zaferidir. Bunların her üçü de övünmeye değer nesneler ol-duğundan Malazgirt Meydan Savaşı, tarihimizin altın yapraklarından birini teşkil eder.

Fakat böyle olmakla beraber Anadolu'daki Rum dayanması tamamıyla kırılıp bu ülke bize açılmış değildir. Bu zafer, Anadolu'da Rumlar'a kar-şı kazanılan büyük meydan savaşlarının ne ilki, ne de sonuncusudur.

1048'de kazanılan Pasin Meydan Savaşı, düşman ordusunun yok ve kumandanının tutsak edilmesi bakımından tamamıyla Malazgirt'e benzediği gibi, Malazgirt'ten sonra kazanılan 1072 Kayseri, 1073 Paf-lagonya, 1074 Antakya meydan savaşları da tam zaferle bitmiş ve bunların hepsinde de Rum ordularının başkumandanları tutsak edil-miştir. Böyle olduğu halde Bizans'ın bel kemiği kırılamamış, Bizans, Anadolu'nun bütününü yine ele geçirmek azminden ve düşüncesinden vazgeçmemiştir.

İddia olunduğu gibi 1071 Malazgirt zaferi kesin sonuçlu ve Anadolu'yu bize açan bir savaş olsaydı Bizans devleti, sonraki üç yılda üç büyük meydan savaşı daha verebilir miydi?

Zaten gayet büyük topraklara sahip, zengin ve kalabalık nüfuslu Doğu Roma İmparatorluğu'nun bir tek bozgunla Anadolu gibi mühim ve ge-niş bir ülkesinden vazgeçeceğini düşünmek de tarihî gerçeklere asla uymaz. Şunu da unutmamak lâzımdır ki, koca bir Batı Anadolu ancak Selçuklulardan sonraki beğlikler çağında Türklüğe mal edilebilmiştir. Demek ki Malazgirt'le Anadolu'nun açıldığı ve Bizans karşı koymasının kırıldığı hakkındaki sözler hiçbir temele dayanmıyor.

Bu arada Bizans yalnız savunmakla kalmayarak zaman zaman saldırı-cı da olmuş ve Anadolu'yu Türkler'den almak için fırsat buldukça te-şebbüsler yapmaktan asla caymamıştır.

İmparator Manuel Komnenos 1161 tarihinde, Anadolu'daki Ermeni Beğliği, Suriye Lâtin prenslikleri ve Türk Dânişmendli Beğliği ile ittifak ederek II. Kılıç Arslan’ı yenip bir hayli

Devamı

 

<< Nihâl Atsız'ın Kitapları

Anasayfa

Düşünce Alanı >>