|
MALAZGİRT SAVAŞI
Türk
tarihinin en şanlı zaferlerinden biri olan Malazgirt Meydan
Savaşı için, aydınlarımız arasında iki yanlış telâkki yerleşip
kabul edilmiş gibi-dir. Bu iki yanlış telâkki şudur:
Malazgirt
zaferi Anadolu'yu bize tamamıyla açtı.
Malazgirt
zaferiyle Anadolu'da yeni bir Türk devleti başladı.
Bu iki
düşünce de iyice incelenmeye değer mâhiyettedir, incelendik-ten
sonra da yanlış oldukları kendiliğinden ortaya çıkar.
Bu kadar
zamandan beri aydın bir zümre tarafından "gerçek" olarak kabul
edilmiş bir fikrin yanlış olmasında şaşılacak bir şey yoktur.
Ta-rihte halk veya aydınlar tarafından gerçek diye kabullenilmiş
nice yanlış fikirler gösterilebilir. Meselâ Selçuklu Alaaddin
Keykubad'ın "bü-yük hükümdar", Tevfîk Fikret'in
"büyük vatansever" sayılması bize ait yanlışlardan olduğu gibi
İsa'nın hem Allah, hem de Allah'ın oğlu oldu-ğu hakkında
milyonlarca aydın Hıristiyan tarafından benimsenen te-lâkki de
bu kabildendir.
Şimdi, bu
kısa başlangıçtan sonra Malazgirt iddiayı gözden geçirelim:
Malazgirt
zaferi askerî bakımdan büyük bir imha savaşıdır ve iki ba-kımdan
çok mühimdir. Hem sayı bakımından iyice üstün düşman kuv-vetlerine
karşı kazanılmış, hem de düşman ordusundaki Türk birlikleri
bizim tarafa geçerek zaferde âmil olmuşlardır. Demek ki
Malazgirt Sa-vaşı Türk savaş taktiğinin, Türk kahramanlığının ve
Türk millî şuurunun büyük bir zaferidir. Bunların her üçü de
övünmeye değer nesneler ol-duğundan Malazgirt Meydan Savaşı,
tarihimizin altın yapraklarından birini teşkil eder.
Fakat böyle
olmakla beraber Anadolu'daki Rum dayanması tamamıyla kırılıp bu
ülke bize açılmış değildir. Bu zafer, Anadolu'da Rumlar'a kar-şı
kazanılan büyük meydan savaşlarının ne ilki, ne de sonuncusudur.
1048'de
kazanılan Pasin Meydan Savaşı, düşman ordusunun yok ve
kumandanının tutsak edilmesi bakımından tamamıyla Malazgirt'e
benzediği gibi, Malazgirt'ten sonra kazanılan 1072 Kayseri, 1073
Paf-lagonya, 1074 Antakya meydan savaşları da tam zaferle bitmiş
ve bunların hepsinde de Rum ordularının başkumandanları tutsak
edil-miştir. Böyle olduğu halde Bizans'ın bel kemiği
kırılamamış, Bizans, Anadolu'nun bütününü yine ele geçirmek
azminden ve düşüncesinden vazgeçmemiştir.
İddia
olunduğu gibi 1071 Malazgirt zaferi kesin sonuçlu ve Anadolu'yu
bize açan bir savaş olsaydı Bizans devleti, sonraki üç yılda üç
büyük meydan savaşı daha verebilir miydi?
Zaten gayet
büyük topraklara sahip, zengin ve kalabalık nüfuslu Doğu Roma
İmparatorluğu'nun bir tek bozgunla Anadolu gibi mühim ve ge-niş
bir ülkesinden vazgeçeceğini düşünmek de tarihî gerçeklere asla
uymaz. Şunu da unutmamak lâzımdır ki, koca bir Batı Anadolu
ancak Selçuklulardan sonraki beğlikler çağında Türklüğe mal
edilebilmiştir. Demek ki Malazgirt'le Anadolu'nun açıldığı ve
Bizans karşı koymasının kırıldığı hakkındaki sözler hiçbir
temele dayanmıyor.
Bu arada
Bizans yalnız savunmakla kalmayarak zaman zaman saldırı-cı da
olmuş ve Anadolu'yu Türkler'den almak için fırsat buldukça te-şebbüsler
yapmaktan asla caymamıştır.
İmparator
Manuel Komnenos 1161 tarihinde, Anadolu'daki Ermeni
Beğliği, Suriye Lâtin prenslikleri ve Türk Dânişmendli Beğliği
ile ittifak ederek II. Kılıç Arslan’ı yenip bir
hayli |