TÜRK TARİHİNDE MESELELER

 
 

 

 

21

ÇENGİZ HAN VE AKSAK TEMİR BEK HAKKINDA

Milli şuurun ve ilmî tarihçiliğin hâlâ gereğince gelişememesi, dînî ta-assubun hâlâ ruhlara hükmetmesi yüzünden, tarihimizin bazı büyük-lerine karşı saygısızlıkta bulunmak veya Türk soyunun şu veya bu bö-lümlerini birbirine düşman saymak gibi yanlışlıklar sık sık yapılmakta-dır. Bunların arasında en yaygını Çengiz ve Temir düşmanlığıdır. Bu düşmanlığı yapanlar arasında Şarlman (=Charlemagne) ile Şartken (=Charles-Quint)i birbirine karıştıran felsefeciler bulunduğu gibi tarih-çi geçinenler de vardır.

Bu tarihçi geçinenlerden biri, Türk soyunun güzelliği hakkında yazdığı bir gazete makalesinde, yine dinî taassup sebebiyle Çengiz ve Temir-'den "mahlûkat" diye bahsederek, onların sarı "Mongol" ırkından oldu-ğunu, Türklerin ise beyaz ırkın temsilcisi bulunduğunu ileri sürdü.

Artık ilmî bir değeri kalmayan bu eskimiş san ırk, beyaz ırk deyimleri yanında, yazarın, Cengiz ve Moğollar hakkındaki son yayınlardan da habersiz olduğu, bu yazılan kırk yıl önceki ilmin kırıntıları ile yazdığı anlaşılmaktadır.

Burada, tafsilâta girişmeden, gençlerin sorularını da cevaplamak üze-re, şimdiye kadar varılan ilmî sonuçların özetini vereceğim:

Türklerle Moğollar iki kardeş millettir. Altay grubu denilen akraba mil-letlerin en mühim iki tanesidir. Türkçe ile Moğolca eskiden tek dil olup, ancak Hunlar çağında iki ayrı dil hâline gelmiştir. "Hun-Türk Münâse-betleri" adlı tebliği ile bunu iddia ve isbat eden Türk, Moğol ve Çin dil-leri bilgini Von Gabain olmuştur.(1)

Moğol kelimesini tarihe tanıtan Çengiz Han olmuştur. Kendisinden ön-ce Moğollara (yâni Moğolca konuşan boy ve uruklara) ne dendiği ke-sinlikle belli değildir. VIII. Yüzyıla ait Orkun yazıtlarında görülen "Otuz Tatar" ve "Dokuz Tatar" adlı birliklerin Moğol olduğu ileri sürülmüşse de, bu, bir faraziyeden ibaret kalmıştır. Çünkü bugün Moğolistan deni-len eski Gök Türk ülkesinin ancak X. Yüzyıldan başlayan Moğollar ile dolduğu ortaya konduktan sonra, VIII. Yüzyılın Otuz Tatar ve Dokuz Tatar'larının da Türk olduğu kendiliğinden belli olmuştur. Gök Türkler çağında adı geçen "budun"lardan Moğol olduğu kesinlikle bilinen an-cak Kıtay'lardır ki, daha sonraki zamanlarda da tarihe Moğol olarak geçmişlerdir.

Fakat Çengiz'in "Moğol" topluluğu etnik değil, tıpkı "Osmanlı" deyimi gibi siyâsî bir addır ve aralarında Türkçe konuşan veya Türk olan boy-lar ve uruklar da vardır.

Eserini XI. Yüzyılda yazan Kaşgarlı Mahmud, Tatarları, ayrı lehçeleri olan bir Türk kavmi olarak göstermektedir.

XIII. Yüzyılda Büyük Cengiz İmparatorluğu'nu gezen Marko Polo, "Ta-tar" kelimesini Türkler ile Moğolların ikisini birden içine alan bir deyim olarak kullanmıştır.

6- Türklerin kendileri de "Tatar" ı, Türklerin bir parçası ve belki de Do-ğu Türkçesiyle konuşan Türkler olarak saymışlardır. Aşıkpaşaoğlu, ta-nınmış tarihinde Süleyman şah ile birlikte Anadolu'ya gelen Türkleri "elli bin miktarı göçer Türkmen ve Tatar evi" olarak kaydeder.

7- Osmanlı pâdişâhlarından II. Murad zamanında, Hicri 843 te yazılıp tarafımdan yayınlanan bir tarihî takvimde Çengiz, Ögedey, Mengü, Hülegü, Abaka, Keyhaku gibi Müslüman olmayan Çengizli kağanlar rahmetle anılmıştır.(2). Buna göre, XV. Yüzyıl ortalarına kadar Türki-ye'de aydınlar arasında bir Tatar düşmanlığı, Çengizli düşmanlığı, Müslüman olmayan Türklere düşmanlık diye bir şey yoktu. Bu hoş-görürlük Doğu Türklerini veya Tatarları yabancı saymamaktan, Çen-gizli Hanedanını millî bir hanedan

Devamı

 

<< Nihâl Atsız'ın Kitapları

Anasayfa

Düşünce Alanı >>