TÜRK TARİHİNDE MESELELER

 
 

 

 

22

saymaktan ileri geliyordu. Umumî bir müsamaha olsaydı, aynı hoşgö-rürlük Bizanslılara, Ermenilere, Gürcülere ve batılılara karşı da göste-rilirdi.

8- Türkler ile Moğollar aynı kökten gelen iki kardeş millet olmakla be-raber, Çengiz Han, Moğol değil, Türktü. Çengiz'in Türklüğü tarihî gele-neklerin dışında, tarafsız çağdaş Çinlilerin tanıklığı ile de sabittir. Prof. Zeki Velidi Togan, 1941 de yayınladığı "Moğollar, Çingiz ve Türklük" adlı küçük eserinde (18. Sf.) ve 1946 da çıkardığı "Umumî Türk Tari-hine Giriş" adlı büyük ve değerli kitabında (66. Sf.) Çengiz Kaan'ı 1221 de ziyaret eden Çao-hong adlı bir Çin elçisinin verdiği bilgiyi naklet-miştir. Bu elçi, Çengiz'in Şato Türklerinden indiğini gayet açık olarak belirtmiştir. Şato'lar ise, bilindiği üzere eski Gök Türklerden inen bü-yük bir uruktur. Çengiz'in tipi hakkındaki tarihî bilgiler de (uzun boy, kumral saç, beyaz ten, yeşil göz) eski Gök Türk kağanlarınınkine uymaktadır. Çengiz'in aile adı olan "Börçegin", "Böre Tegin" in Mo-ğolca söylenişinden ibaret olduğu gibi "Çengiz" kelimesi de "tengiz", yani "deniz" kelimesinin Moğolca söyleşinden başka bir şey değildir. Türkçede "t" ile başlayan kelimelerin Moğolcada "ç" ile başladığını Al-tay dilleri uzmanları söylemektedirler.

Çengiz ailesi hiç şüphesiz eski Türk geleneğine uygun olarak çok eski zamandan beri Moğollardan bir kısmı üzerinde (belki de Moğollaşmış Türkler üzerinde) beğlik eden Eçine Hanedanı kolu idi. Bu hanedanda Türk geleneklerinin devam etmekte olduğu Çengiz'in oğullarından Çağatay ve Ögedey'in adlarında görülmektedir. "Çağa" ve "Öge", bi-lindiği üzere, Türkçe kelimelerdir.

9- Aksak Temir Bek'in bir Barlas beği olması ve Barlasların Moğol uru-ğu sayılması da, bu büyük hükümdarın Türklüğüne engel değildir. Te-mir'in ailesi de Çengiz ailesinin bir kolu olup Barlas uruğu üzerinde beğlik etmiştir. Ruslar tarafından Temir’in mezarını açmak suretiyle yapılan incelemeler, onun da uzun boylu ve beyaz tenli olduğunu or-taya koymuştur ki, eski Arap ve Fars edebiyatlarındaki Türk tavsifine tamamen uygundur. Üstelik Temir in anadili de Türkçedir.

10- Ne Çengiz, ne de Temir Bek, Aryanı tipinde değildi. Klasik Türk tipi, bazı sahtekârların iddia ettiği gibi Hint-Avrupa tipi olmayıp, Çinlilerle Aryânîler arasında orta bir tiptir. Mezarlardan çıkan kafatasları, eski heykeller, eski duvar resimleri ve tarihi tavsifler bunu gösterdiği gibi, Arap ve Fars şâirlerinde de çekik gözlü Türk güzellerinin övülmesine dâir birçok örnek vardır. Milâdın 1144. yılında, yâni daha Çengiz'in ve Moğolların ortaya çıkmasından ne kadar zaman önce ölmüş olan Ze-mahşerî'nin bir Türk güzeli için yazdığı şu şiirlere bakın:

"O ne kutlu bir gündü ki, Yâfes kızlarından güzel ve cilveli bir kıza mâlik olmuştum. O güzel kızın gözleri her ne kadar dar ise de sihirlilik bakımından geniştir. Baktığı vakit gözlerinin karası görünürse de gül-düğü zaman bu siyahların hepsi kaybolur."

"Türk neslinden bir güzel kız beni kendi isteğimle ölüme doğru götür-mektedir. O kızın kendi fettan, gözleri de öldürücüdür. Zaten Türk'ün öldürücülüğü meşhur değil midir? Bu kızın kardeşinin kılıcı ne kadar kesici ve öldürücü ise de bu hususta onun gözü erkek kardeşinin kı-lıcından daha keskindir. Kardeşi, aldığı esirleri azad ederse de bunun esirleri azad kabul etmez. Kardeşi bazı insanların kanını dökerse de, bu, herkesin kanını dökmektedir. Bu ise müslümanları inletmektedir. Ben onun hicranı ile ağladıkça o benim karşımda güler ve güldüğü va-kit büsbütün darlaşan gözleri kalbimi yakarlar."

"Su'da'ya(3) şöyle söyle: Bizim sana ihtiyacımız yoktur ve biz iri siyah gözlüleri istemeyiz. Dar gözler ve gözlüler bizim düşüncemizi doldur-muşlardır. Onlar baktıkları vakit yalnız gözlerinin siyahlıkları görülür. Fakat gülecek olurlarsa o siyahlık da görünmez olur. Türk yüzü ki Tanrı onları kem gözden esirgesin- gökteki ay gibidir(4)."

Devamı

 

<< Nihâl Atsız'ın Kitapları

Anasayfa

Düşünce Alanı >>