|
saymaktan
ileri geliyordu. Umumî bir müsamaha olsaydı, aynı hoşgö-rürlük
Bizanslılara, Ermenilere, Gürcülere ve batılılara karşı da göste-rilirdi.
8- Türkler
ile Moğollar aynı kökten gelen iki kardeş millet olmakla be-raber,
Çengiz Han, Moğol değil, Türktü. Çengiz'in Türklüğü tarihî gele-neklerin
dışında, tarafsız çağdaş Çinlilerin tanıklığı ile de sabittir.
Prof. Zeki Velidi Togan, 1941 de yayınladığı "Moğollar, Çingiz
ve Türklük" adlı küçük eserinde (18. Sf.) ve 1946 da çıkardığı
"Umumî Türk Tari-hine Giriş" adlı büyük ve değerli kitabında
(66. Sf.) Çengiz Kaan'ı 1221 de ziyaret eden Çao-hong adlı bir
Çin elçisinin verdiği bilgiyi naklet-miştir. Bu elçi, Çengiz'in
Şato Türklerinden indiğini gayet açık olarak belirtmiştir.
Şato'lar ise, bilindiği üzere eski Gök Türklerden inen bü-yük
bir uruktur. Çengiz'in tipi hakkındaki tarihî bilgiler de (uzun
boy, kumral saç, beyaz ten, yeşil göz) eski Gök Türk
kağanlarınınkine uymaktadır. Çengiz'in aile adı olan "Börçegin",
"Böre Tegin" in Mo-ğolca söylenişinden ibaret olduğu gibi "Çengiz"
kelimesi de "tengiz", yani "deniz" kelimesinin Moğolca
söyleşinden başka bir şey değildir. Türkçede "t" ile başlayan
kelimelerin Moğolcada "ç" ile başladığını Al-tay dilleri
uzmanları söylemektedirler.
Çengiz
ailesi
hiç şüphesiz eski Türk geleneğine uygun olarak çok eski zamandan
beri Moğollardan bir kısmı üzerinde (belki de Moğollaşmış
Türkler üzerinde) beğlik eden Eçine Hanedanı kolu idi. Bu
hanedanda Türk geleneklerinin devam etmekte olduğu Çengiz'in
oğullarından Çağatay ve Ögedey'in adlarında görülmektedir.
"Çağa" ve "Öge", bi-lindiği üzere, Türkçe kelimelerdir.
9- Aksak
Temir Bek'in bir Barlas beği olması ve Barlasların Moğol uru-ğu
sayılması da, bu büyük hükümdarın Türklüğüne engel değildir. Te-mir'in
ailesi de Çengiz ailesinin bir kolu olup Barlas uruğu üzerinde
beğlik etmiştir. Ruslar tarafından Temir’in mezarını açmak
suretiyle yapılan incelemeler, onun da uzun boylu ve beyaz tenli
olduğunu or-taya koymuştur ki, eski Arap ve Fars
edebiyatlarındaki Türk tavsifine tamamen uygundur. Üstelik Temir
in anadili de Türkçedir.
10- Ne
Çengiz, ne de Temir Bek, Aryanı tipinde değildi. Klasik Türk
tipi, bazı sahtekârların iddia ettiği gibi Hint-Avrupa tipi
olmayıp, Çinlilerle Aryânîler arasında orta bir tiptir.
Mezarlardan çıkan kafatasları, eski heykeller, eski duvar
resimleri ve tarihi tavsifler bunu gösterdiği gibi, Arap ve Fars
şâirlerinde de çekik gözlü Türk güzellerinin övülmesine dâir
birçok örnek vardır. Milâdın 1144. yılında, yâni daha Çengiz'in
ve Moğolların ortaya çıkmasından ne kadar zaman önce ölmüş olan
Ze-mahşerî'nin bir Türk güzeli için yazdığı şu şiirlere bakın:
"O ne kutlu
bir gündü ki, Yâfes kızlarından güzel ve cilveli bir kıza mâlik
olmuştum. O güzel kızın gözleri her ne kadar dar ise de
sihirlilik bakımından geniştir. Baktığı vakit gözlerinin karası
görünürse de gül-düğü zaman bu siyahların hepsi kaybolur."
"Türk
neslinden bir güzel kız beni kendi isteğimle ölüme doğru götür-mektedir.
O kızın kendi fettan, gözleri de öldürücüdür. Zaten Türk'ün
öldürücülüğü meşhur değil midir? Bu kızın kardeşinin kılıcı ne
kadar kesici ve öldürücü ise de bu hususta onun gözü erkek
kardeşinin kı-lıcından daha keskindir. Kardeşi, aldığı esirleri
azad ederse de bunun esirleri azad kabul etmez. Kardeşi bazı
insanların kanını dökerse de, bu, herkesin kanını dökmektedir.
Bu ise müslümanları inletmektedir. Ben onun hicranı ile
ağladıkça o benim karşımda güler ve güldüğü va-kit büsbütün
darlaşan gözleri kalbimi yakarlar."
"Su'da'ya(3)
şöyle söyle: Bizim sana ihtiyacımız yoktur ve biz iri siyah
gözlüleri istemeyiz. Dar gözler ve gözlüler bizim düşüncemizi
doldur-muşlardır. Onlar baktıkları vakit yalnız gözlerinin
siyahlıkları görülür. Fakat gülecek olurlarsa o siyahlık da
görünmez olur. Türk yüzü ki Tanrı onları kem gözden esirgesin-
gökteki ay gibidir(4)." |