TÜRK TARİHİNDE MESELELER

 
 

 

 

23

11- Oğuzların da vaktiyle tam kılasik Türk tipinde olduklarının en bü-yük delili, daha Selçuklu devleti kurulmadan önce ölmüş bulunan Mes'udî'nin kaydıdır. Mes'udî: "Oğuzlar çekik gözlüdür. Fakat onlardan daha çekik gözlü olanlar da vardır." demektedir. Genellikle Oğuzların torunları olan bugünkü Türkiye Türklerinin arasında da bu tipin tam veya biraz değişik örnekle millîk sayıda göze çarpmaktadır.

12- Aksak Temir'in Türkiye Türkleri ile çarpışmasını bir millî dâva hâ-line getirmeye çabalamak millî bir ihanetten başka bir şey değildir. Aksak Temir'in Yıldırım Bayazıd'a karşı savaşan ordusunda pek çok Doğu Anadolulu Türkmen vardı. Bu savaş gerçekte Osmanlı-Karaman, Osmanlı-Akkoyunlu, Osmanlı-Safevî vuruşmaları gibi bir iç savaştır. Osmanlı-Karaman ve Osmanlı-Safevî savaşlarında gösterilen sertlik Osmanlı-Çağatay savaşlarındakini bastıracak derecededir. Bu çarpış-malar Türk tarihinin oluşundaki bir kader sonucudur. Türk tarihi pek çok iç çarpışmalarla doludur. Nitekim Osmanlı tarihinde de prensler a-rasındaki kıyıcı savaşlar büyük bir bölüm meydana getirir.

13- Son zamanlarda Kül Tegin anıtının bulunduğu yerde keşfedilip Kül Tegin’e âit olduğu iddia edilen heykelin tipi, arkaik Orta Asya tipidir. Herhalde Kül Tegin’in veya Gök Türklerin de "Mongol" olduğu iddia edilemez.

14- Selçukluların İranlı saray şâirlerinden "Dih Huday Ebu'l-Ma'aliyi'r-Razi'', Selçuk sultanının sarayındaki Türk kölemenlerden bahsederken şöyle demektedir: "Hepsi Kırgız ve Çin kökünden olan selvi boylular, hepsi Yağma ve Tatar tohumundan olan gül yüzlü güzeller. Aralarında gümüş çeneli Oğuz ve Kıpçak güzelleri, mis yüzlü ve ay gibi Kay ve Ki-mekler de var. Tanrım, bu Türk çocukları ne güzel şeyler ki, onlara ba-kan insanın gözleri bahar gibi olur."

Buradaki Çin'den maksat Uzakdoğu Türkleri ve belki de Moğollardır. Tatarların Yağmalar ile birlikte gül yüzlü güzeller olarak gösterilmesi onların su katılmamış Türklüklerine en büyük delildir.

15- Bugün, özellikle "Tatar" denilen Türkler Kazanlılar ile Kırımlılardır. Kazanlılar, eski Bulgar Türklerinin, Kırımlılar da Kıpçakların torunlarıdır. Yani bugün siyâsî ve hattâ coğrafî bir anlamı olan Tatar kelimesini bir Moğol uruğu yahut Türkten başka bir şey diye düşünmek imkânsızdır.

Bu şartlar içinde Türk tarihinin iki büyük şahsiyeti olan Çengiz Han ile Temir Bek'i Türkten gayrı ve hele Türk düşmanı olarak görmek, gös-termek ve düşünmek, tarihi ve tarihin gerçeklerini bozup değiştirmek-ten başka bir şey değildir. Özellikle Tatar kelimesini Moğol veya gayrı Türk bir millet anlamında kullanmak hiçbir şey bilmemek demektir.

Türkler, Türk tarihinin birinci sınıf insanlarından bazılarını tenkit et-mek, beğenmemek, sevmemek hakkına sahiptirler. Fakat hanedanlar arasındaki rekabetler sebebiyle bunlardan birini tutarak onun hasmını düşman diye ilân edemezler. Irk davalarında coğrafyanın hiçbir değeri yoktur.

Türklerden bazılarını millî düşman diye göstermek hem tarihi değiş-tirmek, hem de yarınki Türk birliğini bugünden baltalamak olur. Bu baltalama, tarihi düşmanlarımızın ekmeğine yağ sürmektir.

(1) İkinci Türk Tarih Kongresi, 895–911. Sf. İstanbul 1943, Kenan Matbaası.

(2) Osmanlı Tarihine Ait Tarihî Takvimler, 92–94. Sf. İstanbul 1961. Küçük aydın Basımevi.

(3)"Su'dâ", Zemahşerî'nin Arap sevgilisinin adıdır.

(4)Şerefeddin Yaltkaya: Zemahşerî'nin Divanında Türkçe Şiirler. Atsız Mecmua, 15. Sayı, 15 Temmuz 1932, 66–67. Sf.

(Ötüken, 31–32. Sayı, Ağustos 1966)

Devamı

 

<< Nihâl Atsız'ın Kitapları

Anasayfa

Düşünce Alanı >>