TÜRK TARİHİNDE MESELELER

 
 

 

 

26

Ters cephe ile yapılan bu savaşta iki taraftan birinin yok olacağı mu-hakkaktı. Bu sonucu kesinleştiren sebeplerden birisi de iki tarafın azmindeki şiddet ve kumandanlarındaki ustalık ile askerlikteki kahra-manlıktı.

Taarruza Türkler başladı. Türklerin sol kanadındaki 10.000 azep ve a-kıncı düşman sağ kanadına, onu çevirecek şekilde, yaklaştılar. Azep-ler düşmanı ok yağmuruna tuttuktan sonra, akıncılar haçlılara doğru ileri atıldılar. Aynı zamanda Anadolu beğler beğisi Karaca Paşa da Anadolu sipahileriyle düşmana şiddetle taarruza geçti. Düşman, azep ve akıncıların yaklaşmasını bekledikten sonra zırhlı süvarileriyle pek sert bir karşı saldırıda bulundu ve hafif Türk kuvvetlerini geriye doğru itti.

Karaca Paşa kuvvetleri ise karşılarındaki Hırvatları yenerek ilerlemeye başladılar. Hırvatlar, genlerindeki bütün yedekleri de savaşa sokarak bu saldırıyı durdurmaya çalıştılarsa da başaramadılar. Hırvatlar ba-taklığa doğru sürülerek hepsi yok edildi.

Jan Hunyad, kendi sağ kanadının kötü durumunu görünce, kuman-dasına aldığı Macar ve Boşnak kuvvetleriyle Karaca Paşaya saldırdı. Bu yan saldırısı pek yaman oldu. Çok kanlı geçen çarpışmada Karaca Paşa şehit düştü. Anadolu sipahileri, yeniçerilerin soluna kadar çekil-diler.

Türk sağ kanadındaki Rumeli sipahileri de orta solla birlikte düşmana taarruza geçmişlerdi. Düşman, zırhlı süvarileriyle bunlara karşı da saldırarak Rumeli sipahilerini geriye sürdüyse de, yedeklerini alan bu kanat yeniden saldırarak haçlıları püskürttü ve kovalamaya başladı.

Düşman başkumandanı Jan Hunyad, kendi sağ kanadındaki durumu düzelttikten sonra, bozulan sol kanadını da düzeltmek için Macar kralının yanında bulunan yedek alaylarından birini alarak yardıma koştu. Turhan Beğ'in Rumeli sipahilerini geri itmeye başladı. Anadolu sipahileri yeniçerilerin soluna çekilip tutunduğu gibi Rumeli sipahileri de yeniçerilerin sağına çekilip cephe kurdular.

Savaşın buraya kadar olan kısmı, haçlıların lehine gibi görünüyordu. Her ne kadar Hırvatlar yok edilmişse de, Türk ordusunun kanatlarıyla ortası çekilmeye mecbur edilmiş ve cephe, pâdişâhın yedek kuvvet-leri olan yeniçerilerle kapıkulu sipahilerinin önüne kadar gerilemişti. Fakat buna karşılık Türklerin lehine de şu vardı: Haçlıların bütün kuvvetleri savaşa sokulduğu hâlde, Türklerin kapıkulu askerleri henüz yıpranmamış bir halde yedekte idiler. Bundan başka, yıpranmış düş-man kuvvetleri, Türklerin meşhur kazkanadı tabiyesinin karşısında idi-ler.

Düşman, Türk hattının iki yanma çekilmiş olan Rumeli, Anadolu sipâ-hileriyle azep ve akıncıları, belki de, tamamen bozulup bitmiş sanıyor-du. Bunların varlığını hiç düşünmeden, yeniçeri ve kapıkulu sipahileri-ne yüklenmişti.

Bu kuvvetin önüne hendekler açılmış, engeller yapılmıştı. Jan Hunyad, Macar kralının yanındaki alayları, son ihtiyat olarak, kesin sonuç anın-da savaşa sokmak istediği için, bunların kendisinden emir beklemele-rini söylemişti. Fakat bu alayların kumandanları, savaşın Türk karar-gâhı önünde devam etmekte olduğunu görünce, askerliklerini unutup, kraldan, savaşa girmek izni istediler. Kıral da bu izni vermek yanlış-lığını yaptı. Düşmanın son yedekleri de, yeniçerilere taarruz etmek için ileri atıldı.

Haçlıların bütün kuvvetleri savaşa girince, Türkler, son darbeyi vurma anının geldiğine hükmettiler. Yeniçeri cephesinin ortası biraz geriye çekilerek, kazkanadı tabiyesi uygulanmaya başlandı. Düşman, Niğbolu’da olduğu gibi, bir yarım çemberin içine girdiğinin farkında değildi.

Bu sırada, kendi sol kanadının durumunu düzeltip kıralın karargâhına gelmiş olan Jan Hunyad, emrine aykırı olarak son yedeklerin de sa-vaşa girmiş olduğunu gördü ve yapılacak başka bir iş olmadığı için, ordusunu üç kere ve şiddetle taarruz ettirdi.

Haçlılar Sultan Murad'a doğru saldırıyor, Türkler Macar kıralını yaka-lamak istiyorlardı. Türk karargâhının önünde pek çetin bir boğuşma oluyordu. Bu sırada Sekbanbaşı Yazıcı Doğan da şehit düştü. Büyük bir yiğitlikle saldıran Macar kıralının atını Rüstem adlı bir Türk askeri balta ile devirdi. Kıral öldürüldü. Koca Hızır adlı yaşlı bir asker, kıralın başını kesip bir mızrağa saplayarak, mızrak ucundaki bozulan andlaş-manın yanma dikti. Bu sırada, yeniçerilerin iki yanında bulunan Ana-dolu ve Rumeli sipahileri de kazkanadını kapayarak düşmanı çember içine almışlardı. Gece başlarken Jan Hunyad Romenler ile birlikte ku-zeye doğru kaçabildi.

Ertesi sabah, düşman karargâhında tutunmakta olan küçük düşman birliklerine taarruz olunarak, kumandanları Kardinal Sezanni başta ol-mak üzere hepsi kılıçtan geçirildi. Kıralın 250 araba tutan değerli eş-yası zapt olundu.

Hunyad ile birlikte kurtulan dört beş bin kişi kadar kuvveti, Davud Pa-şa, iki gün Tuna'ya kadar kovaladı.

Varna Meydan Savaşı, imha savaşlarının en güzel Örneklerinden biri-sidir. Baştan sona kadar iyi idare edilen bir savaştır. Hareketlerini giz-leyerek düşmanı gafil avlayan Türk ordusu, bu savaşla, tarihimize çok şanlı bir yaprak yazmıştır. Jan Hunyad'ın kumandanlıktaki ustalığı ve Macar atlılarının zırhlı olduğu düşünülürse, bu zaferin değeri daha iyi anlaşılır. XV. Yüzyıldaki zırhlı süvariler, bugünün tankları gibi önüne geleni süpüren yaman bir kuvvetti. Türkler böyle bir kuvveti yok etmişlerdir. O korkunç kuvveti yenip yok eden II. Murad ve Türk ordu-su kutlanmaya lâyıktır.

(Çınaraltı, 15. Sayı, 15 Kasım 1941)

Devamı

 

<< Nihâl Atsız'ın Kitapları

Anasayfa

Düşünce Alanı >>