|
Ters cephe
ile yapılan bu savaşta iki taraftan birinin yok olacağı mu-hakkaktı.
Bu sonucu kesinleştiren sebeplerden birisi de iki tarafın
azmindeki şiddet ve kumandanlarındaki ustalık ile askerlikteki
kahra-manlıktı.
Taarruza
Türkler başladı. Türklerin sol kanadındaki 10.000 azep ve
a-kıncı düşman sağ kanadına, onu çevirecek şekilde, yaklaştılar.
Azep-ler düşmanı ok yağmuruna tuttuktan sonra, akıncılar
haçlılara doğru ileri atıldılar. Aynı zamanda Anadolu beğler
beğisi Karaca Paşa da Anadolu sipahileriyle düşmana
şiddetle taarruza geçti. Düşman, azep ve akıncıların
yaklaşmasını bekledikten sonra zırhlı süvarileriyle pek sert bir
karşı saldırıda bulundu ve hafif Türk kuvvetlerini geriye doğru
itti.
Karaca Paşa
kuvvetleri ise karşılarındaki Hırvatları yenerek ilerlemeye
başladılar. Hırvatlar, genlerindeki bütün yedekleri de savaşa
sokarak bu saldırıyı durdurmaya çalıştılarsa da başaramadılar.
Hırvatlar ba-taklığa doğru sürülerek hepsi yok edildi.
Jan Hunyad,
kendi sağ kanadının kötü durumunu görünce, kuman-dasına aldığı
Macar ve Boşnak kuvvetleriyle Karaca Paşaya saldırdı. Bu
yan saldırısı pek yaman oldu. Çok kanlı geçen çarpışmada
Karaca Paşa şehit düştü. Anadolu sipahileri, yeniçerilerin
soluna kadar çekil-diler.
Türk sağ
kanadındaki Rumeli sipahileri de orta solla birlikte düşmana
taarruza geçmişlerdi. Düşman, zırhlı süvarileriyle bunlara karşı
da saldırarak Rumeli sipahilerini geriye sürdüyse de,
yedeklerini alan bu kanat yeniden saldırarak haçlıları püskürttü
ve kovalamaya başladı.
Düşman
başkumandanı Jan Hunyad, kendi sağ kanadındaki durumu
düzelttikten sonra, bozulan sol kanadını da düzeltmek için Macar
kralının yanında bulunan yedek alaylarından birini alarak
yardıma koştu. Turhan Beğ'in Rumeli sipahilerini geri
itmeye başladı. Anadolu sipahileri yeniçerilerin soluna çekilip
tutunduğu gibi Rumeli sipahileri de yeniçerilerin sağına çekilip
cephe kurdular.
Savaşın
buraya kadar olan kısmı, haçlıların lehine gibi görünüyordu. Her
ne kadar Hırvatlar yok edilmişse de, Türk ordusunun kanatlarıyla
ortası çekilmeye mecbur edilmiş ve cephe, pâdişâhın yedek
kuvvet-leri olan yeniçerilerle kapıkulu sipahilerinin önüne
kadar gerilemişti. Fakat buna karşılık Türklerin lehine de şu
vardı: Haçlıların bütün kuvvetleri savaşa sokulduğu hâlde,
Türklerin kapıkulu askerleri henüz yıpranmamış bir halde yedekte
idiler. Bundan başka, yıpranmış düş-man kuvvetleri, Türklerin
meşhur kazkanadı tabiyesinin karşısında idi-ler.
Düşman, Türk
hattının iki yanma çekilmiş olan Rumeli, Anadolu sipâ-hileriyle
azep ve akıncıları, belki de, tamamen bozulup bitmiş sanıyor-du.
Bunların varlığını hiç düşünmeden, yeniçeri ve kapıkulu
sipahileri-ne yüklenmişti.
Bu kuvvetin
önüne hendekler açılmış, engeller yapılmıştı. Jan Hunyad,
Macar kralının yanındaki alayları, son ihtiyat olarak, kesin
sonuç anın-da savaşa sokmak istediği için, bunların kendisinden
emir beklemele-rini söylemişti. Fakat bu alayların kumandanları,
savaşın Türk karar-gâhı önünde devam etmekte olduğunu görünce,
askerliklerini unutup, kraldan, savaşa girmek izni istediler.
Kıral da bu izni vermek yanlış-lığını yaptı. Düşmanın son
yedekleri de, yeniçerilere taarruz etmek için ileri atıldı.
Haçlıların
bütün kuvvetleri savaşa girince, Türkler, son darbeyi vurma
anının geldiğine hükmettiler. Yeniçeri cephesinin ortası biraz
geriye çekilerek, kazkanadı tabiyesi uygulanmaya başlandı.
Düşman, Niğbolu’da olduğu gibi, bir yarım çemberin içine
girdiğinin farkında değildi.
Bu sırada,
kendi sol kanadının durumunu düzeltip kıralın karargâhına gelmiş
olan Jan Hunyad, emrine aykırı olarak son yedeklerin de
sa-vaşa girmiş olduğunu gördü ve yapılacak başka bir iş olmadığı
için, ordusunu üç kere ve şiddetle taarruz ettirdi.
Haçlılar
Sultan Murad'a doğru saldırıyor, Türkler Macar kıralını
yaka-lamak istiyorlardı. Türk karargâhının önünde pek çetin bir
boğuşma oluyordu. Bu sırada Sekbanbaşı Yazıcı Doğan da
şehit düştü. Büyük bir yiğitlikle saldıran Macar kıralının atını
Rüstem adlı bir Türk askeri balta ile devirdi. Kıral
öldürüldü. Koca Hızır adlı yaşlı bir asker, kıralın
başını kesip bir mızrağa saplayarak, mızrak ucundaki bozulan
andlaş-manın yanma dikti. Bu sırada, yeniçerilerin iki yanında
bulunan Ana-dolu ve Rumeli sipahileri de kazkanadını kapayarak
düşmanı çember içine almışlardı. Gece başlarken Jan Hunyad
Romenler ile birlikte ku-zeye doğru kaçabildi.
Ertesi sabah,
düşman karargâhında tutunmakta olan küçük düşman birliklerine
taarruz olunarak, kumandanları Kardinal Sezanni başta ol-mak
üzere hepsi kılıçtan geçirildi. Kıralın 250 araba tutan değerli
eş-yası zapt olundu.
Hunyad
ile
birlikte kurtulan dört beş bin kişi kadar kuvveti, Davud Pa-şa,
iki gün Tuna'ya kadar kovaladı.
Varna Meydan
Savaşı, imha savaşlarının en güzel Örneklerinden biri-sidir.
Baştan sona kadar iyi idare edilen bir savaştır. Hareketlerini
giz-leyerek düşmanı gafil avlayan Türk ordusu, bu savaşla,
tarihimize çok şanlı bir yaprak yazmıştır. Jan Hunyad'ın
kumandanlıktaki ustalığı ve Macar atlılarının zırhlı olduğu
düşünülürse, bu zaferin değeri daha iyi anlaşılır. XV.
Yüzyıldaki zırhlı süvariler, bugünün tankları gibi önüne geleni
süpüren yaman bir kuvvetti. Türkler böyle bir kuvveti yok
etmişlerdir. O korkunç kuvveti yenip yok eden II. Murad
ve Türk ordu-su kutlanmaya lâyıktır.
(Çınaraltı,
15. Sayı, 15 Kasım 1941) |