TÜRK TARİHİNDE MESELELER

 
 

 

 

28

lüzum görüyordu. Masonlar, Sultan Murad'ı da Mason yapmışlardı. Gerçek yüzünü Sultan Murad'a göstermeyen Masonluğun arkasında ise Yahudilik ve Avrupa emperyalizmi vardı.

İlk Meşrûtiyet Meclisinde, Hıristiyan mebusları, Türkiye'nin bir an önce parçalanması için Ruslar ile savaşa şiddetle taraftar olmuşlardı. Ve gerçekten de neredeyse imparatorluk dağılacaktı. Sultan Hamid, bunu gördükten sonra, meşrutiyeti devam ettirseydi, elbette ki yanlış bir iş yapmış olurdu. Müslüman olmayan mebuslarla birlikte, dışardan kö-rüklenen Arap ve Arnavut milliyetçiliklerine de set çekmek üzere Meclisi kapatması, Sultan Hamid'in en büyük başarısı ve hizmetidir. Bu meclis kapatılmasaydı ne olacaktı? 8 milyon Hıristiyan ve 12 mil-yon Müslüman yabancıya karşı, kültür seviyesi hepsinden geri 10 milyon Türkle bu devlet nasıl tutulacaktı? Demokrasi bir çoğunluk re-jimi olduğuna göre, Türklerden çok olan Araplar, meselâ, resmî dilin Arapça olmasını teklif etseler ve Arnavutları da yanlarına alsalar, so-nuç ne olacaktı? Bütün Türk olmayanlar birleşerek Osmanlı İmpara-torluğunun Avusturya - Macaristan gibi federatif bir devlet olmasını isteseler, bunun,(1) nasıl önüne geçilecekti? Karışmak için fırsat göz-leyen Avrupa devletlerini kışkırtmak üzere demokratik nümayişler ya-pılsa, bu, ne ile önlenebilecekti?

İşte Sultan Hamid, Meclisi kapatarak bütün bu tehlikeleri önledi ve tahtından indirilmeseydi, daha da önleyecekti.

Fakat onun hizmeti bu kadar da değildir. 1877–1878 savaşından yenilerek çıkan Osmanlı ordusunu, o zamanın en mükemmel silâhları ile meselâ mavzer tüfekleriyle silâhlandırdı. Denizci devletlerin ve Rusların denizden yapmaları mümkün taarruzlara karşı, İstanbul ve Çanakkale boğazlarını tahkim etti. Ve Birinci Dünya Savaşı'nda İngilizlerle Fransızların 18 Mart 1915 saldırılan bu istihkâmlarla durdu-ruldu.

Mükemmel kurmaylar yetiştirildi. 1914–1918 Savaşı ile İstiklâl Sava-şı'nı bunlar idare ettiler. Suttan Aziz'in, Ruslarla çarpışıp Kırım'ı kurtarmak için hazırladığı donanma, denizcilik tekniğinin değişmesi karşısında değerini kaybetmişti. 8–10 mil giden gemilerle artık iş görülemezdi. Bunları kadro dışı ederek iki zırhlı ile iki kruvazör aldı. Büyük Osmanlı borçlarının üçte ikisini ödedi. Pek çok okul açtı. Pek çok yol ve köprü, ayrıca hastahâne ve çeşme gibi hayrat yaptırdı. Görül-memiş bir haber alma şebekesi kurdu. Yabancı elçilerden bile ca-susları vardı. Avrupa'da kuş uçsa haberi oluyor, aleyhimizdeki karar-ları önceden öğrenerek tedbirini alıyordu. Hilâfeti, Osmanlı Haneda-nından almak için Mısır'da kurulan gizli bir derneğin üyelerinden biri Sultan Hamid'in adamlarından biri idi. Balkanlıların mezhep ve milliyet ayrılıklarını körükleyerek birleşmelerine engel olduğu gibi, İngiliz, Alman ve Rusları da birbirine düşürerek aleyhimizde birleşmelerini engelledi.

Bunları yaparken de vezirlerinden, paşalarından kimseye güvenme-mekte ne kadar haklı olduğunu zaman göstermiş ve koca vezirler, hiç sıkılmadan, yabancı elçiliklere, konsolosluklara sığınmışlardı.

Çok namuslu ve dindar bir adam olduğu için, asla kan dökmemiştir. Mithat Paşayı öldürttüğü hakkındaki söylenti iftiradır. Gerçi o, Mithat Paşadan şüphe ediyor, onun Sultan Aziz’i öldürtmüş olduğuna inanı-yordu. Fakat dindar bir insan olarak, kan dökmekten, bütün hayatınca çekinmiş, Mithat Paşa ile arkadaşlarının idam kararlarını müebbet hapse çevirmişti. İsteseydi idam kararını imzalayamaz mı idi? Buna hangi kuvvet engel olabilirdi? Bunu yapmayarak, sonra, Talifte sui-kasta girişecek kadar az zekâlı mı idi?

Memleketi doğudan tehdit eden Moskof emperyalizmi ile batıdan teh-dit eden Avrupa emperyalizmi ve onun temsilcisi İngiltere'ye karşı devleti savunan Sultan Hamid, ayrıca azınlıklar ve gafil hürriyetçiler ile de uğraşmaya mecbur olmuş, güneyden gelen Siyonizm’e de gö-ğüs germiştir.

Devamı

 

<< Nihâl Atsız'ın Kitapları

Anasayfa

Düşünce Alanı >>