|
lüzum
görüyordu. Masonlar, Sultan Murad'ı da Mason yapmışlardı.
Gerçek yüzünü Sultan Murad'a göstermeyen Masonluğun
arkasında ise Yahudilik ve Avrupa emperyalizmi vardı.
İlk
Meşrûtiyet Meclisinde, Hıristiyan mebusları, Türkiye'nin bir an
önce parçalanması için Ruslar ile savaşa şiddetle taraftar
olmuşlardı. Ve gerçekten de neredeyse imparatorluk dağılacaktı.
Sultan Hamid, bunu gördükten sonra, meşrutiyeti devam
ettirseydi, elbette ki yanlış bir iş yapmış olurdu. Müslüman
olmayan mebuslarla birlikte, dışardan kö-rüklenen Arap ve
Arnavut milliyetçiliklerine de set çekmek üzere Meclisi
kapatması, Sultan Hamid'in en büyük başarısı ve
hizmetidir. Bu meclis kapatılmasaydı ne olacaktı? 8 milyon
Hıristiyan ve 12 mil-yon Müslüman yabancıya karşı, kültür
seviyesi hepsinden geri 10 milyon Türkle bu devlet nasıl
tutulacaktı? Demokrasi bir çoğunluk re-jimi olduğuna göre,
Türklerden çok olan Araplar, meselâ, resmî dilin Arapça olmasını
teklif etseler ve Arnavutları da yanlarına alsalar, so-nuç ne
olacaktı? Bütün Türk olmayanlar birleşerek Osmanlı İmpara-torluğunun
Avusturya - Macaristan gibi federatif bir devlet olmasını
isteseler, bunun,(1) nasıl önüne geçilecekti?
Karışmak için fırsat göz-leyen Avrupa devletlerini kışkırtmak
üzere demokratik nümayişler ya-pılsa, bu, ne ile
önlenebilecekti?
İşte
Sultan Hamid, Meclisi kapatarak bütün bu tehlikeleri önledi
ve tahtından indirilmeseydi, daha da önleyecekti.
Fakat onun
hizmeti bu kadar da değildir. 1877–1878 savaşından yenilerek
çıkan Osmanlı ordusunu, o zamanın en mükemmel silâhları ile
meselâ mavzer tüfekleriyle silâhlandırdı. Denizci devletlerin ve
Rusların denizden yapmaları mümkün taarruzlara karşı, İstanbul
ve Çanakkale boğazlarını tahkim etti. Ve Birinci Dünya
Savaşı'nda İngilizlerle Fransızların 18 Mart 1915 saldırılan bu
istihkâmlarla durdu-ruldu.
Mükemmel
kurmaylar yetiştirildi. 1914–1918 Savaşı ile İstiklâl Sava-şı'nı
bunlar idare ettiler. Suttan Aziz'in, Ruslarla çarpışıp
Kırım'ı kurtarmak için hazırladığı donanma, denizcilik
tekniğinin değişmesi karşısında değerini kaybetmişti. 8–10 mil
giden gemilerle artık iş görülemezdi. Bunları kadro dışı ederek
iki zırhlı ile iki kruvazör aldı. Büyük Osmanlı borçlarının üçte
ikisini ödedi. Pek çok okul açtı. Pek çok yol ve köprü, ayrıca
hastahâne ve çeşme gibi hayrat yaptırdı. Görül-memiş bir haber
alma şebekesi kurdu. Yabancı elçilerden bile ca-susları vardı.
Avrupa'da kuş uçsa haberi oluyor, aleyhimizdeki karar-ları
önceden öğrenerek tedbirini alıyordu. Hilâfeti, Osmanlı Haneda-nından
almak için Mısır'da kurulan gizli bir derneğin üyelerinden biri
Sultan Hamid'in adamlarından biri idi. Balkanlıların
mezhep ve milliyet ayrılıklarını körükleyerek birleşmelerine
engel olduğu gibi, İngiliz, Alman ve Rusları da birbirine
düşürerek aleyhimizde birleşmelerini engelledi.
Bunları
yaparken de vezirlerinden, paşalarından kimseye güvenme-mekte ne
kadar haklı olduğunu zaman göstermiş ve koca vezirler, hiç
sıkılmadan, yabancı elçiliklere, konsolosluklara sığınmışlardı.
Çok namuslu
ve dindar bir adam olduğu için, asla kan dökmemiştir. Mithat
Paşayı öldürttüğü hakkındaki söylenti iftiradır. Gerçi o,
Mithat Paşadan şüphe ediyor, onun Sultan Aziz’i
öldürtmüş olduğuna inanı-yordu. Fakat dindar bir insan olarak,
kan dökmekten, bütün hayatınca çekinmiş, Mithat Paşa ile
arkadaşlarının idam kararlarını müebbet hapse çevirmişti.
İsteseydi idam kararını imzalayamaz mı idi? Buna hangi kuvvet
engel olabilirdi? Bunu yapmayarak, sonra, Talifte sui-kasta
girişecek kadar az zekâlı mı idi?
Memleketi
doğudan tehdit eden Moskof emperyalizmi ile batıdan teh-dit eden
Avrupa emperyalizmi ve onun temsilcisi İngiltere'ye karşı
devleti savunan Sultan Hamid, ayrıca azınlıklar ve gafil
hürriyetçiler ile de uğraşmaya mecbur olmuş, güneyden gelen
Siyonizm’e de gö-ğüs germiştir. |