TÜRK TARİHİNDE MESELELER

 
 

 

 

3

pek az değiştiğine göre, bu, Türkiye Cumhuriyetini de uzun müddet yaş atam ayacağımız gibi bir düşünceye yol açabilir. Bundan kazana-cak olan da, elbette, biz olamayız.

Milletlerin hayatında iç savaşlar ve karışıklıklar görülür. Fakat bundan, hiçbir zaman o devletin ikiye ayrıldığı mânâsı çıkmaz. Eğer, böyle olursa, merkeziyetçi olmayan eski Türk idare şekline göre, milletimi-zin, pek dağınık bir hayat yaşadığı, birleşip devlet kuramadığı gibi bir mânâ da çıkabilir.

Yine, bazı iç karışıklık ve ayrılıkların uzun sürdüğü de olur. Anadolu-'daki beğlikler devri gibi… Bu beğliklerin hepsini birer devlet sayabilir miyiz? Bu, büyük bir yanlış olur. Çünkü gerçekte olan şey, batı Türk-lerinin başsız kalmalarından ibarettir. Nitekim 1806–1871 arasında Al-manya da başsız kalmış, fakat kimse Prusya, Baviyera, Saksonya, Vürtemberg vesâireyi ayrı birer devlet saymamıştır. Tarih yine Al-manya tarihi olarak sayılmış ve okunmuştur. Hâlbuki biz hâlâ, her sü-lâleyi ayrı devlet sayıyor ve Türkiye tarihi deyince, pek pek, Osmanlı hanedanı ve cumhuriyet devrini anlıyoruz.

O hâlde, bu yanlış görüşü nasıl doğrultmalıyız?

Türk tarihini, ancak, kendi şartlarımıza göre gereken değişiklikleri göz önünde tutarak, başka milletlerin kendi tarihlerini ele aldıkları usul gibi bir usulle değerlendirmek suretiyle bir düzene sokabiliriz.

Bu yolda yürüyünce, Türk tarihini ilk önce ikiye ayıracağız:

1- Anayurttaki Türk tarihi,

2- Yabancı illerdeki Türk tarihi.

Anayurttaki Türk tarihi, en eski çağlardan XI. Yüzyıla kadar yalnız Do-ğu Türkeli'nde geçer. Bu Doğu Türkeli deyimine, bugünkü Moğolistan ile Moskof Avrupası'nın doğu bölümleri de girer.

XI. Yüzyılda batıda, ikinci bir anayurt daha kurulmuştur: Türkiye. Bu da Anadolu, İran, Azerbaycan, Irak ve Kuzey Suriye'den meydana ge-len yurttur.

Doğu Türkeli ve Türkiye tarihleri, aralıksız bir bütün hâlinde Türklerin tarihidir. Hem de bu iki vatanın bazan birleşmeleri haliyle…

Yabancı illerdeki Türk tarihi ise, hâkim Türk sülâlelerinin yabancı mil-letlere dayanarak kurdukları devletlerin tarihidir. Bunlar sürekli olma-mış, bir Türk sülâlesiyle o sülâlenin buyruğundaki bir Türk ordusunun başka milletlere hükmetmesiyle başlayarak, sonunda, bu Türklerin yabancı çoğunluklar arasında dillerini ve milliyetlerin kaybetmeleri şeklinde devam etmiştir. Bu devletleri, bütün hayatları boyunca Türk devleti saymaya imkân yoktur. Meselâ bugünkü Mısır devleti, Türk askerlerine dayanan bir Türk hanedanı tarafından kurulduğu hâlde, bugün Mısır tamamiyle bir Arap devleti olmuştur. Bunun için, Çin, Hin-distan, İran, Doğu Avrupa ve Mısır'da kurulan Türk devletlerini, hane-dan ve ordu Türk karakterini taşıdığı müddetçe Türk tarihi kadrosuna sokabiliriz. Hanedan ve ordu Türklüğünü kaybettikten sonra, onları Türk tarihi içinde görmeye imkân yoktur.

Buna göre, Doğu Türkeli ve Türkiye tarihlerinin şemalarım şöyle çize-biliriz:

Doğu Türkeli'nde:

  1. Şu M. Ö. XII. -M.Ö. VII.

  2. Sakalar çağı M. Ö. VII.-M.Ö. III.

  3. Kunlar çağı M. Ö. III. - M.S. 216

  4. Siyenpiler çağı 216–394

  5. Aparlar çağı 394-552

  6. Gök Türkler çağı 552- 745

  7. Dokuz Oğuzlar-On Uygurlar çağı.... 745–840

  8. Uygurlar çağı 840–940

  9. Karahanlılar çağı 940–1123

  10. Karahıtaylar çağı 1123–1207

  11. Sekizler çağı 1207–218

  12. Çingizliler çağı 1218–1370

  13. Aksak Temirliler çağı 1370–1501

  14. Özbekler çağı 1501–1920

Türkiye’de:

  1. Selçuklular çağı 1040–1249

  2. İlhanlılar çağı 1249–1336

  3. Büyük beğlikler çağı 1336–1515

  4. Osmanlılar çağı 1515–1922

  5. Cumhuriyet çağı 1923ten itibaren.

Ciddî ilim adamlarından meydana gelecek küçük bir tarihçiler grubu, bu şemayı tartışıp eksik ve yanlış taraflarını bulup düzelttikten sonra, Türk tarihi bu esaslar üzerinde yeniden ele alınmalıdır. Bu yapılmadık-ça, okullarda tarihimizi Türk çocuklarına hazmettirmek imkânsız ol-maya devam edeceği gibi, milletçe geçmişimize saygısızlık göstermiş olmaktan da kurtulamayız.

(Çınaraltı, I. sayı, 9 Ağustos 1941)

Devamı

 

<< Nihâl Atsız'ın Kitapları

Anasayfa

Düşünce Alanı >>