TÜRK TARİHİNDE MESELELER

 
 

 

 

31

Osman Gazi: 1284 te 70 kişiyle İnegöl zaptına giderken Rumların pususuna düştü, fakat bozulmadı. Bu çarpışmada yeğeni Baykara şehit düştü. Sonra 300 kişiyle Kocahisar (veya Kulacahisar)ı basıp aldı. Bir müddet sonra Rumlarla Büyük Eğizce Savaşı'nı yapıp kazandı. Bunda da kardeşi Sarubatı Savcı Beği şehit verdi. Sonra İnegöl'ü zapt etti. 1291 de Mudurnu-Göynük seferini yaparak Rumları kılıçtan geçir-di. Kaldırık Derbendi'ndeki savaşta Rumları bozup Bilecik ve Yarhisar'ı aldı. 1299 da Yalova'da Rumları bozguna uğrattı. 1301 de Koyunhisarı önünde üstün bir Rum ordusunu yendi. Bu savaşta kardeşi Gündüz Beğ ve Gündüz Beğ'in oğlu Aydoğdu şehit düştüler. 1308 de Koçhisar-'ı, 1313 te Akhisar'ı aldı. Geyve tekfurunu de bozup kaçırdı. Bütün ha-yatında adaleti ve iyi tedbiriyle Anadolu tımarlılarını çevresine topla-dı. Düşmanlarından pek çok ganîmet aldı. Fakat öldüğü zaman hiçbir şeyi çıkmadı. Acaba, Osman Gazi, bunun için mi gafîl olmaktadır?

Orhan Gazi: Daha babasının son yıllarında devlet işlerinin fiilî olarak başına geçmişti. 1327 den 1337 ye kadar on yıl çarpışarak, yâni ok ve kılıç kullanarak, yâni kendini ölümün kucağına atarak Aydos, İzmit, Hereke, İznik, Taraklı, Gemlik kalelerini Rumlardan aldı ve bir Türk beğliği olan Karasi'yi kendi ülkesine ekleyerek Anadolu'da Türk birliğine doğru kuvvetli bir adım attı. 1338 de oğlu kahraman Süley-man Paşayı Rumeli’ye göndererek Gelibolu, Bolayır, Malkara, İpsala ve Tekirdağ’ını zapt ettirdi. Acaba, bu işleri yaptığı için mi Orhan Gazi de gafîl ve biçâre oldu?

Gazi Murad Beğ: Anadolu Türk birliği için bir adım daha atarak Anka-ra'yı kendi ülkesine ekledi. Sonra 1363 te Çorlu, Lüleburgaz ve Edir-ne'yi, daha sonra Niş kalesini aldı. 1382 de Germiyan Beğliğinin bir kısmını Osmanlı ülkesine ekledi. 1389 da ise şanlı Kosova Meydan Sa-vaşı'nı kazandıktan sonra şehit düştü. Memlekette kuvvetli bir teşkilat ile birlikte yeniçeriliği de I. Murad kurmuştu. Buna göre, hangi hareke-tinden dolayı gafil ve niçin bîçâre idi?

Yıldırım Bayazıd: Ortaçağın bu büyük adamı, Kosova’nın kazanılma-sında en büyük rol oynayanlardan biridir. Anadolu’daki Türk beğlikleri-nin hemen hepsini Osmanlı ülkesine ekleyerek Anadolu’da Türk birliğini kurdu. İstanbul'u kuşattı. 1396 da birleşik Avrupa ordularını Niğbolu'da darmadağın ederek tarihimize altın bir yaprak yazdı. 1402 de Ankara Savaşı'nda da nasıl kahramanlıklar gösterdiği ve tutsaklığa katlanamadığı için intihar ettiği de malûmdur. Acaba, bu dünyada kadınlarla cümbüş edip şarap içmek dururken, tatlı canına kıydığı için mi gafil sayıldı?

Kahraman Yıldırım’ın, her biri az veya çok padişahlık etmiş, olan oğullarından hepsi de (Süleyman, Mehmed, Mûsâ, Mustafa, İsa) birer kahramandı. Kahraman Süleyman Çelebi, şâirleri çok sever, korurdu. Musa Çelebi ise koyu bir gâvur düşmanı ve durmadan onlarla çarpışan bir kahramandı. Mehmed Çelebiye gelince; hem bir artist kadar yakışıklı, hem de pehlivan ve nişancı bir kahramandı. 24 savaşa girip kırka yakın yara almış ve bu yaralar yüzünden erken ölmüştü.

II.Murad: İstanbul'u kuşattı. Aksak Temirle yapılan çarpışmadan sonra bozulmuş olan Anadolu Türk birliğini kısmen yeniden kurdu. 1429 da Selanik'i aldı. 1444'te Varna, 1448'de İkinci Kosova meydan savaş-larını kazandı. Şâirdi. Şiirleri, XI. Yüzyılda yazılmış olmasına rağmen XX. Yüzyılda yazılmış şiirlerin birçoğundan daha güzeldir. Musikiyi çok severdi. Saltanat sürmek düşüncesinden bile uzaktı. Acaba, eline geçmiş olan sultanlığı oğluna bırakarak çekildiği için mi gafil ve bîçâre idi?

Fâtih: Fâtih hakkında ben ne yazayım? O, kendi kendisi zaten tarihe yazmış. Bir tek Ali Canip değil, bütün insanlık Ali Cânip'lerden ibaret olup onu inkâr etse bile, o, yine vardır ve büyüktür. Ali Canip Yön-temin, Karacaahmet mezarlığından tek başına geçemediği yaşlarda, O, ülkeler ve devletler yıkıp topraklarını Türk ülkesine katıyordu. Bir gün onun heykellerini dikeceğimiz muhakkaktır. Ona heykeller de az-dır. İstanbul'a onun adını verip meselâ "Fâtih kent" desek yine azdır. Ona, Türk sanatının, Türk dehâsının eşsiz bir eseri olacak büyük bir heykel mutlaka dikmeliyiz. Ne lazımsa; altın mı, gümüş mü, granit mi,

Devamı

 

<< Nihâl Atsız'ın Kitapları

Anasayfa

Düşünce Alanı >>