TÜRK TARİHİNDE MESELELER

 
 

 

 

46

"Alageyik" manzumesi Gök Türklere ait Ergenekon Destanı’nın olduk-ça değiştirilmiş bir şeklidir. Gökalp, burada Türkçesinin kudretini en güzel şekilde isbât eden bir nazımadır:

Açtım bir elmas oda,

Dev şahını uykuda

Gördüm, kestim başını,

Dedim: Ey ifrit, hani

Nerde dünya güzeli?

Dedi: "Elinde eli!"

Döndüm, baktım bir Kırgız

Elbiseli güzel kız

Durmuş bakar yanımda,

Şimşek çaktı canımda!

Bu manzumenin Ergenekon Destânı’ndan alındığını gösteren parçası son mısralarıdır:

Geçtik nice dağ, kaya,

Geldik Demirkapı'ya.

Kapanması çok yıldı,

"Açıl!, dedim, açıldı.

Yol verince gizli yurt,

Aldı bizi bir bozkurt,

Kaf Dağından geçirdi,

Türkeli'ne getirdi.

Hecenin sekizlisiyle yazılan "Ergenekon" manzumesi ise şekil bakı-mından olduğu gibi muhtevası bakımından da hem destan, hem de ta-rihtir. İlk dörtlüklerinde Oğuz Destânı'nın malûm olan Îslâmî şeklini ve Ergenekon Destanı'nı anlatır, Gökalp bu kısımları belli ki Ebülgâzi Ba-hadur Han’ın "Türk Şeceresi" adlı eserinden almıştır. Daha sonraki dörtlükler ise Türk tarihinin bir özü halindedir.

Fakat Gökalp, manzumelerini dâima telkin maksadı ile yazdığı için, bunun sonunda da okuyuculara bir ders vermeyi ihmâl etmemiştir:

Kırım, Kazan heder oldu!

Tuna, Kafkas beter oldu!

Türkistan 'da neler oldu,

İşitmedi kulağımız.

Yurt girince yâd eline

Ergenekon oldu yine.

Çıkmaz mı bir Börteçine?

Nurlanmaz mı çırağımız?

Devamı

 

<< Nihâl Atsız'ın Kitapları

Anasayfa

Düşünce Alanı >>