|
"Alageyik"
manzumesi Gök Türklere ait Ergenekon Destanı’nın olduk-ça
değiştirilmiş bir şeklidir. Gökalp, burada Türkçesinin
kudretini en güzel şekilde isbât eden bir nazımadır:
|
Açtım bir elmas oda,
Dev şahını uykuda
Gördüm, kestim başını,
Dedim: Ey ifrit, hani
Nerde dünya güzeli?
Dedi: "Elinde eli!"
Döndüm, baktım bir Kırgız
Elbiseli güzel kız
Durmuş bakar yanımda,
Şimşek çaktı canımda! |
Bu manzumenin
Ergenekon Destânı’ndan alındığını gösteren parçası son
mısralarıdır:
|
Geçtik nice dağ, kaya,
Geldik Demirkapı'ya.
Kapanması çok yıldı,
"Açıl!, dedim, açıldı.
Yol verince gizli yurt,
Aldı bizi bir bozkurt,
Kaf Dağından geçirdi,
Türkeli'ne getirdi. |
Hecenin sekizlisiyle yazılan "Ergenekon"
manzumesi ise şekil bakı-mından olduğu gibi muhtevası
bakımından da hem destan, hem de ta-rihtir. İlk
dörtlüklerinde Oğuz Destânı'nın malûm olan Îslâmî
şeklini ve Ergenekon Destanı'nı anlatır, Gökalp
bu kısımları belli ki Ebülgâzi Ba-hadur Han’ın
"Türk Şeceresi" adlı eserinden almıştır. Daha
sonraki dörtlükler ise Türk tarihinin bir özü
halindedir.
Fakat
Gökalp, manzumelerini dâima telkin maksadı ile yazdığı için,
bunun sonunda da okuyuculara bir ders vermeyi ihmâl etmemiştir:
|
Kırım, Kazan heder oldu!
Tuna, Kafkas beter oldu!
Türkistan 'da neler oldu,
İşitmedi kulağımız.
Yurt girince yâd eline
Ergenekon oldu yine.
Çıkmaz mı bir Börteçine?
Nurlanmaz mı çırağımız? |
|