TÜRK TARİHİNDE MESELELER

 
 

 

 

47

Gökalp, Kurtuluş Savaşı'ndan sonra, 1339 (=1923) da, çocuklar için yayınladığı manzum ve mensur masallardan meydana gelen "Altın Işık" adlı kitapta da, bazı Türk destan parçalarını nazma almıştır. "Al-tın Işık" taki parçalar Dede Korkut'tan alınmıştır. Hecenin 4+4+3 vez-niyle yazılan "Deli Dumrul" masalı, aslına çok uygun ve yine sâde, güzel Türkçe iledir. Yine Dede Korkut'taki "Tepegöz" parçasının naz-ma çekilmiş sekli olan "Arslan Basat" adlı uzun parça ise, nazım tek-niği ve sanat bakımından, diğer manzumelerinden daha az başarılıdır.

Ziya Gökalp, çeşitli millî ve toplum görevlerinin ele alınmadığı veya iyi görülmediği bir devirde yetişmiş milliyetçi bir aydın olduğu ve bundan büyük bir ızdırap duyduğu için, ihmâl edilenlerin hepsini birden yap-maya kalkmış, bu yüzden yaptıklarının bir kısmı eksik veya yarım kal-mıştır. Türk destanını yazmak hususundaki teşebbüsü de böyledir. Bununla beraber birçok alanlarda olduğu gibi, bu sahada da ilk çığırı açmış olması, onun büyük şereflerinden birisidir.

***

Gökalp’tan sonra Türk destanı ile uğraşan fikir adamlarından birisi de Hilmi Ziya Ülken’dir. 1340–1341 (=1924–1925) yıllarında yalnız 12 sa-yı olarak çıkan ve Anadoluculuk fikrini yaymaya uğraşan aylık Anadolu dergisinde, Türk destanı üzerinde çalışmalarının ürünlerini yayınla-mıştır. Hilmi Ziya Ülken’in, o sıralarda lise öğretmeni olduğunu sanı-yorum. Anadoluculuk inancının fikriyatını yapan ve millî tarihimizin a-dı, konusu, milletimizin adı, Anadolu coğrafyası, millî bayram, Anado-lu kadınlığı, Anadolu edebiyatı gibi sırf Anadolu'ya ait şeylerle uğra-şan, hattâ milletimizin adını Anadolu milleti, devleti de Anadolu cum-huriyeti diye adlandıran ve hepsi de genç olan bu grup arasında Hilmi Ziya, Türk destanı ile uğraşan tek kişidir.

***

O, bu konu ile iki yönden uğraşmıştır: Hem bazı destan parçalarını uzun manzumeler halinde yazmış, hem de destanı ilmî bir konu olarak ele alıp nasıl teşekkül ettiğini göstermiştir.

Hilmi Ziya’ya, manzumelerinde başarı göstermiştir denemez. Çünkü zaten şâir değildi. "Anadolu Örfü ve Destanlar" adı ile yayınladığı ve destanı ilmî olarak ele aldığı iki makalesinde de fazla başarılı değildir. Çünkü o zaman kendisi pek genç, ele aldığı konu da bizim için yeni ve el değmemiş gibi idi. Bundan başka Hilmi Ziya, Anadolu dergisinin prensibine uyarak, işe, Anadoluculuk ön fikriyle başlamış bulunuyor-du. Bu ön fikrin, onu, bazı tarihî gerçekleri görmekten alıkoyduğu muhakkaktır.

Bununla beraber, destanlar hakkında vardığı sonuç ve verdiği hüküm doğrudur: "Galip veya mağlûp, zengin veya fakir bütün milletlerin mefkûresini gösteren, istikâmetlerini tâyin eden destanlardır."

 (Orkun, 30. Sayı, 27 Nisan 1951)

Devamı

 

<< Nihâl Atsız'ın Kitapları

Anasayfa

Düşünce Alanı >>