TÜRK TARİHİNDE MESELELER

 
 

 

 

51

sâde dille yazdım. Bu eserde eski Türkçe kelimelerden de pek çok bu-lunacaktır. Ecnebi kelimeler hem pek az, hem de Türkçenin bünyesine girmiş, adapte olmuş kelimelerdir."

Rızâ Nur bundan sonra, bu destanı yazarken atalar türesine uyarak mesnevi tarzını kullanacağını, araya bazı mensur ufak parçalar koya-cağını söylüyor. Seçtiği vezin, hecenin on birlisidir. Fakat bunu 6+5 veya 4+4+3 duraklı olarak değil, serbest, yani duraksız olarak almış-tır. Rızâ Nur, bunun yeknesâklığı gidereceğini söylemekte ise de aksi-ne, eserin ahengini zayıflatmıştır. Destanın içinde bazan kullandığı daha küçük vezinler ise esere gerçekten çeşni vermiş ve bu küçük vezinli yerler daha başarılı olmuştur. Meselâ Uğuz’un kıyat'ı (yani ej-derhayı) öldürmesi üzerine orman perilerinin onu övmesi hiç de fena değildir:

Bu Uğuz Kağan,

Elinde çağan,

Duruşu hoştur,

Kolunda kalkan,

Cıdası hele,

Elinde yaman.

Bu Uğuz'dur, bu

Acunu yakan,

Hayran olur her

Uğuz'a bakan,

Kıyat geberdi,

Sevindi orman.

Yine bir başka yerde, Kanturalı adındaki bir kahramanın savaştan önce övünmesi de, başarılı bir nazım örneğidir:

Ben bir baturum,

Düşkünüm şana.

Ovalar, dağlar,

Bahçedir bana.

Sahiptir evim,

Gökten tavarıa.

Yemeğim vardır,

Susarım kana.

Yumuşak yatak,

Gelmez arslana.

Er dilerim ben,

Bugün düşmana.

Bir iş edeyim,

Ki cihan ana.

Devamı

 

<< Nihâl Atsız'ın Kitapları

Anasayfa

Düşünce Alanı >>