|
sâde dille
yazdım. Bu eserde eski Türkçe kelimelerden de pek çok bu-lunacaktır.
Ecnebi kelimeler hem pek az, hem de Türkçenin bünyesine girmiş,
adapte olmuş kelimelerdir."
Rızâ Nur
bundan sonra, bu destanı yazarken atalar türesine uyarak mesnevi
tarzını kullanacağını, araya bazı mensur ufak parçalar
koya-cağını söylüyor. Seçtiği vezin, hecenin on birlisidir.
Fakat bunu 6+5 veya 4+4+3 duraklı olarak değil, serbest, yani
duraksız olarak almış-tır. Rızâ Nur, bunun yeknesâklığı
gidereceğini söylemekte ise de aksi-ne, eserin ahengini
zayıflatmıştır. Destanın içinde bazan kullandığı daha küçük
vezinler ise esere gerçekten çeşni vermiş ve bu küçük vezinli
yerler daha başarılı olmuştur. Meselâ Uğuz’un kıyat'ı
(yani ej-derhayı) öldürmesi üzerine orman perilerinin onu övmesi
hiç de fena değildir:
|
Bu Uğuz Kağan,
Elinde çağan,
Duruşu hoştur,
Kolunda kalkan,
Cıdası hele,
Elinde yaman.
Bu Uğuz'dur, bu
Acunu yakan,
Hayran olur her
Uğuz'a bakan,
Kıyat geberdi,
Sevindi orman. |
Yine bir
başka yerde, Kanturalı adındaki bir kahramanın savaştan önce
övünmesi de, başarılı bir nazım örneğidir:
|
Ben bir baturum,
Düşkünüm şana.
Ovalar, dağlar,
Bahçedir bana.
Sahiptir evim,
Gökten tavarıa.
Yemeğim vardır,
Susarım kana.
Yumuşak yatak,
Gelmez arslana.
Er dilerim ben,
Bugün düşmana.
Bir iş edeyim,
Ki cihan ana. |
|