TÜRK TARİHİNDE MESELELER

 
 

 

 

53

TÜRK DESTANI ÜZERİNE İNCELEMELER: 5

TÜRK DESTANINI NAZMA ÇEKME TEŞEBBÜSÜ

b) Kopuzlama ve Oğuzlama

Birçoklarının yadırgayacağı "Kopuzlama" ve "Oğuzlama" kelimeleri, tanınmamış bir köy öğretmeninin, manzum olarak hazırlamak için yıl-lardır çalıştığı Türk destanına verdiği isimlerdi.

"Kopuz", bilindiği gibi bugünkü çöğür, bağlama ve saz'ın anası olan millî Türk sazı, "Oğuz" da büyük Türk soyunun en mühim unsurların-dan biri, yâni bugün Türkiye, Azerbaycan ve Irak'ta yaşayan Türklerin hemen genellikle mensup bulundukları kavmin adıdır. O halde ko-puzlama ve oğuzlama ne oluyor diye sorulacak. Acaba bu kelimeler de uydurmacıların ortaya attığı asılsız, fasılsız nesneler mi diye düşü-nülecek.

Hayır, bunlar uydurulmuş değil, yaratılmış kelimelerdir. Nasıl "yiğit" anlamındaki "koçak"tan "hamasî şiir" mânâsına "koçaklama'' yapıl-mışsa, nasıl "güzel"den "güzelleme" yapılmışsa bu tanınmadık köy öğretmeni de kopuzlama ve oğuzlama kelimelerini icâd etmiştir. Kopuzlama kopuzun eşliğiyle söylenen eski destanlara kıyasla Türk destanı, oğuzlama da Oğuz Türkleri'nin destanı demektir. Halk şiirleri üzerinde, pek üstünkörü bile olsa, biraz duranlar, ikinci okuyuştan sonra kopuzlama ve oğuzlama kelimelerine alışmaktadırlar.

Bu tanınmamış şâir, belki de ilerde millî bir şöhretin sahibi olacak olan bu köy öğretmeni Basri Gocul'dur. Vaktiyle komünist Nâzım Hikmet'e karşı çıkarılmış bir küçük risalesini hatırlıyorum. Ömrünü tek ülküye, Türk destanını manzum olarak yazmak düşüncesine vermiştir ve tek gaye üzerinde koşan insanların çoğu gibi onun da başarıya ulaşması pek muhtemeldir.

Her türlü yayınların pek bol, hattâ müptezel olarak yapıldığı şu son zamanlarda şiirden ve şâirlerden bahseden münekkitlerin onun adını da söylediklerini hatırlamıyorum. Münekkitler bunda belki haklıdırlar. Bütün yazılanları görmek mümkün olmadığı gibi yığınla yazılanlar ara-sında ölçülü bir seçme yapmak da imkânsızdır. Fakat "zaman" ilti-massız süzgecini kullanacak; zayıfları, değersizleri süzüp atacak; o zaman belki de bugün adı anılmayanlardan bazıları edebiyat tarihine girecektir.

Ben Basri Gocul için bu ihtimâli vârid görenlerdenim. Uğraştığı konu-nun heybeti ve haşmeti kendisindeki nazım tekniği ve şairlik kabiliyeti belki ilerde onun adım ebedîleştirecektir.

Şimdiye kadar bazı gazete ve dergilerde onun millî destanından parçalar görüyorduk. Sonra Dil Kurumu'nun bu destanı mükâfatlandır-dığını işittik. Fakat Ahmet Cevad'ın tercüme etdestânunan destanını yayınlayan Türk Dil Kurumu, Basri Gocul'un eserlerini bastırmaya is-tekli görünmedi. Nihayet şâirin kendisi destanından seçilmiş parçaları "Örnekler" adlı ile küçük kitaplar hâlinde yayınlayarak Türk aydınlarına sundu. Bu örneklerin 1948 de İstanbul'daki Anıl Matbaasında basılan birincisinden öğrendiğimize göre Basri Gocul, Türk destanını manzum olarak yazmak düşüncesine bir sabit fikirle kendini vermiştir. Türk destânını iki cilt hâlinde yazmıştır. Birinci cilt "Kopuzlama" adındadır ve "Türk Han"dan "Çengiz Han"a kadar olan çağları almaktadır. İkinci cilt Oğuzlama'dır. Dede Korkut hikâyeleri bu ikinci cilttedir. İkinci cil-din 10.000 mısradan fazla tuttuğunu yine şâirin ifâdesinden öğreni-yoruz.

Devamı

 

<< Nihâl Atsız'ın Kitapları

Anasayfa

Düşünce Alanı >>