TÜRK TARİHİNDE MESELELER

 
 

 

 

56

NAMIK KEMAL

Yakın tarihimizin en büyük insanlarından biri olan Nâmık Kemâl hak-kında, şimdiye kadar yazılan eserlerde, birbirine çok aykırı düşünceler ileri sürülmüştür. Bütün insanlar hakkında, birbirine benzemeyen fikir ve düşünceler ileri sürmek tabiîdir. Fakat vatana hizmet etmiş, millet için çalışmış ve hürriyet uğrunda her şeye katlanmış yüksek ahlâk sa-hibi bir insanı, bu gibi meziyetlerin tam tersi görmek ve göstermek, elbette ki, hususî maksatlarla hareket etmek demektir.

Nâmık Kemâl için yazılmış eserlerin en büyükleri, tarih sırası ile Sa-dettin Nüzhet, Rızâ Nur ve Necip Fazıl tarafından kaleme alınmış olan-lardır. Millî Eğitim Bakanlığı tarafından para ile ve ısmarlama olarak yazdırılan sonuncusunun hiçbir ilmî değeri yoktur. Kaynakları arasında Rızâ Nur’un kitabı alınmadığı hâlde, onun bir kopyası olduğu anlaşılan, fakat içinde ilmî ve ciddî bir mütalâaya rastlanmayan bu eserin yazarı da, esasen, Nâmık Kemâl hakkında ilmî bir monografi yazacak yetkide değildir.

Sadettin Nüzhet ve Dr. Rızâ Nur’un eserleri ise ayrı bakımlardan kale-me alınmıştır. Rızâ Nur'un eserinde Nâmık Kemâl hakkında ileri sürü-len düşünceler ve fikirler, çoğunluğunkine uygundur. Yâni Nâmık Ke-mâl'in vatanseverliği, yüksek şairliği, milliyetçiliği, ahlâkî büyüklüğü kabul edilmektedir. Sadettin Nüzhet ise, Nâmık Kemâl'de bazı mezi-yetler kabul etmekle beraber, onun milliyetçiliğini ve ülkücülüğünü kabul etmemekle, üstelik de Nâmık Kemâl'in Arnavut olduğunu ileri sürmektedir.

Çok iyi tanıdığım Sâadettin Nüzhet'in bu fikirlerinin samimî olmadığını biliyorum. Onun hangi kaygular ve ne gibi düşünceler ile böyle yazdı-ğım da biliyorum. Şahsiyata dökülmemek için, bu zoraki düşmanlığın sebeplerim saymayacağım. Fakat, onun bu yanlış davranışı, birçok kafaları da bulandırdığı ve bulandırmaya devam edeceği için, bunlara cevap vereceğim. Türk olmayan veya yabancı ülkülere bulaşmış kim-seler bu fikirleri sömürmekte oldukları için, Sadettin Nüzhet de bil-meyerek ve istemeyerek kötülük yapmış bir duruma düşmektedir.

1- Nâmık Kemâl'e yapılan hücum ve iftiraların başında, Arnavutluğu hakkındaki iddia gelir. Bu iddia, iki sebebe dayandırılmaktadır:

a)Kemâl'in annesinin babası Abdüllâtif Paşa’nın Koniçeli olması,

b) Nâmık Kemâlin "Tâkib" adlı eserinde: "Bendeniz Arnavudum ama o kadar ciğerden hoşlanmam. Hârâbât'ın her sayfasında ise bir ciğer mazmununa tesadüf ettikçe kendimi Bahçekapısındaki Süslü'nün lokantasında zannediyorum da gönlüme istikrah geliyor." demesi..

Bu iki zayıf delil ile Nâmık Kemâl'i Arnavut yapmak için, insanın mu-hakkak bir niyeti olması gerekir. Çünkü bir insanın, annesinin babası Arnavut olmakla, kendisinin de Arnavut olması gerekmez. Ambriyoloji ilmine göre o insanda ancak %25 Arnavut kanı var demektir. Eğer Nâ-mık Kemâl'in annesinin babası gerçekten Arnavut ise, kendisinde dörtte bir nispetinde Arnavut kanı olduğunu kabul ederiz. Fakat k-anının dörtte üçü ile kültürünün tamamının Türk olmasını bir yana bı-rakarak Kemâl'e Arnavutluk kondurmak çok gülünçtür. Kaldı ki anne babasının Arnavutluğu da kesin değildir, sadece bir ihtimâldir. Çünkü Koniçeliler Arnavut değildir. Bu, İstanbul'daki Koniçelilerden sorulup öğrenilebilir. Dr. Rızâ Nur, "Nâmık Kemâl" adlı eserini yazarken, Koni-çelilerin ırkı hakkında araştırmalar yapmış ve İstanbul'da da benim araştırma yapmamı istemişti. Yaptığım araştırmalara göre "Konice" kelimesinin Sırpça, Rumca ve Arnavutça olmadığını, Koniçelilerin ken-dilerini Türk saydıklarını, aralarında bozuk bir Rumca, Selanik şivesine benzeyen bir Türkçe ve çarşıda kısmen Arnavutça konuştuklarını öğ-renmiştik.

Devamı

 

<< Nihâl Atsız'ın Kitapları

Anasayfa

Düşünce Alanı >>