Görülüyor ki, Nâmık Kemâl'in Arnavutluğu iddiası,
son yıllarda Türk düşmanları tarafından Ömer Seyfeddin,
Abdülhak Hâmid, Ziya Gökalp ve Osman Gazinin, başka soylardan oldukları iftira ve yalanları gibi yalandır.
2- Nâmık Kemâl’in pâdişâhtan para aldığı hakkındaki
sözler de ifti-radır. Kemâl, Avrupa'da iken Mustafa Fâzıl Paşa’nın
verdiği para ile geçinip mücâdelesini
yapıyordu. O para kesilince Türkiye'ye döndü. Pâdişâhtan para alan
adam Türkiye'de otururdu.
Nâmık Kemâl düşmanları, onun, Osmanlı hanedanına düşman
olduğu hâlde, onlardan memuriyet almasını da aleyhinde bir delil
diye kullan-mak istiyorlar. Şunu kesinlikle bilmeli ki, Nâmık
Kemâl, Osmanlı hane-danına düşman değildi. Aksine, o hanedanı
seven ve sayan bir insan-dı. Bu gerçek tarihî eserlerinde pek açık
görülür. O, yalnız, mutlakıyeti yıkıp meşrûtiyeti getirmek için
pâdişâhla çarpışmıştı. Memuriyet al-masına gelince, bundan daha tabiî
bir şey olamazdı. Çünkü kendi va-tanına hizmet ediyor ve hizmetine
karşılık da, yaşamak için, milletin parası demek olan bir maaş
alıyordu. Nâmık Kemâl, Rus çarına hizmet etmiyordu.
Kendisine memuriyet veren adam, nihayet bir Türk pâdi-şâhı idi.
Nasıl, Osmanlı hanedanını yıkan Atatürk’ün Osmanlı
devletin-de bir subay ve sultanın yaveri olması onun aleyhine
kaydedilecek bir husus değilse, mutlakıyetin düşmanı bulunan Nâmık Kemâl’in
de pâ-dişâhın bir mutasarrıfı olması onu asla
küçültmez.
3- Nâmık Kemâl milliyetçi değildir,
Osmanlıcı ve İslamcıdır diyorlar.
Şunu düşünmek gerek: Acaba Nâmık Kemâl’in
Türkiyesinde bugünkü gibi bir Türkçülük yapılabilir miydi? Her şeyi
zaman ve çevre ile ölç-mek gerekirken, neden, Nâmık Kemâl,
zamanı dikkate alınmadan suç-lanıyor?
Nâmık Kemâl, Osmanlıcı ve İslamcı idi. Fakat onun
zamanında milli-yetçilik de ancak o şekilde yapılabilirdi. O kadar
ululadığımız Fâtih Sul-tan Mehmed de bugünkü mânâsı ile
Türkçü değildi.
Onu da mı böyle tenkid edeceğiz?
Bu gülünç iddialar, demagojiden başka bir şey değildir.
Unutmamalı ki, Nâmık Kemâl, yurdumuza herkesin
"Memâlik-i Osmâniyye" dediği bir sırada "Türkistan"
diyordu.
Milletimiz için birçok yerlerde "Türkler" deyimini
kullanmıştı. Bunlar onun şuurlu bir milliyetçi olduğunu gös-termez
mi?
Ve nihayet, Nâmık Kemâl'in, gerçek bir Türk milliyetçisi olduğuna
bir delil daha vardır ki, küçümsenemez: Türkiye'deki komünistler
neden dâima Nâmık Kemâl'e saldırmışlardı? Herhalde
kendilerinin tam karşı-sı olduğu için... Nâmık Kemâl, büyük milliyetçi olmasaydı, Türklük ve vatan düşmanları ilk önce ona
s aldırmazlardı.
Nâmık Kemâl'in şairliği, bilginliği hakkındaki tenkitlere
cevap verme-yeceğim. Bunların asıl konu ile ilgisi azdır. Ancak, şu
kadar söyleye-yim ki, Nâmık Kemâl, Osmanlı Türk
edebiyatının bütün incelik-]erini bilen bir şâirdi. Öyle sanıyorum
ki, Osmanlı şâirlerinin en önemsizleri-ni bile okumuştu. XV. Yüzyıl
sonu tarihçilerinden Neşrî'nin bir gazeline yazdığı
nazire bunu gösterir. Çünkü Neşrî, değersiz bir
şâirdi.
Büyük Nâmık Kemâl’e yapılan hücumlar ya
milliyetçiliği yıkmak, ya da bazı kimselere yaranmak için
yapılmaktadır. Kemâ’lin, tenkit olunacak tarafları
elbette vardır. Fakat bunlar ne komünistlerin, ne de dalka-vukların
ile sürdükleri şeyler değildir.
(Çınaraltı,
22.
Sayı,
3
Ocak
1942)