TÜRK TARİHİNDE MESELELER

 
 

 

 

7

Bu garip tarihî gidiş, başka devletlerin tarihinde yoktur. Almanya, Fransa, İngiltere ilk kuruldukları toprakları sonra elden çıkarmamışlar-dır. Tarihçilerimizi şaşırtanın bu olduğunu sanıyorum.

Türkiye tarihini Malazgirt'ten başlatmak isteyen tarihçilerimiz, bu ta-rihten sonra Anadolu'da ayrı sultanlar bulunduğunu, bundan dolayı da bunun yeni ve ayrı bir devlet demek olduğunu ileri sürüyorlar. Anado-lu'da ayrı sultanlar bulunması bu ülkenin tamamen ayrı ve bağımsız bir devlet olduğunu göstermez. Eski Türk devlet sisteminin merkezi-yetçi olmadığını hatırlamak, Anadolu sultanlığının ayrı bir devlet demek sayılamayacağını belirtmeye yeter. Gök Türklerde de iki, hatta bazan dört kağan bulunuyordu. Kağanlar, iç işlerinde bağımsızdılar... Fakat bu ayrı ayrı iki veya dört devlet demek değildi. Bunun gibi, Sel-çuk devletinde de dört sultan bulunuyor, fakat bunların üçü Hora-san'daki büyük sultana tabî olarak yaşıyordu.

O halde, Türkiye'nin başlangıcı olarak hangi tarihi kabul edeceğiz? 1040 yılını mı, yoksa 1071’i mi?

Bana göre doğru olan birincisidir. Fakat benim bu fikirde bulunmam, hatta çoğunluğun bana taraftar olması hiçbir mânâ taşımaz. Aramız-da tek fikir hâkim olmadıkça, evvelce de söylediğim gibi, uzak gelecek için fesat tohumları atılmış olur. Bu anlaşmazlığı ve fikir kargaşalığını da ancak bir tarih kurultayı önleyebilir. Kesin bir sonuca varıldıktan sonra, bütün tarih kitapları artık o başlangıç yılma göre kaleme alınır. Bir devletin hangi tarihte başladığını tespit etmek pek mühimdir. Baş-langıç yılı belli olmayan devlet, medenî bir teşekkül sayılamaz.

b) Türkiye Tarihinde Hegemonyalar Meselesi:

Bu mesele, Türkiye tarihinin ana çağlara bölünmesi meselesidir. Tür-kiye tarihinin yalnız Osmanlılardan ibaret olmayıp Selçuklulardan baş-ladığını Osmanlı Meb'usan Meclisi'nde bir nutukta söyleyen ve bu fikri ilk defa ortaya atan merhum Rıza Nur Beğ, Kurtuluş Savaşı'ndan son-ra yayınladığı 12 ciltlik Türk Tarihi'nde, Türkiye tarihini Selçuklular, beğlikler, Osmanlılar diye üç ana bölüme ayırmaktadır ki, onun bu sı-nıflandırması birçokları tarafından kabul olunmuştur.

Başka bir tarihçi ise, Türkiye'de sırasıyla, Dânişmendli, Selçuklu, Kara-manlı, Osmanlı hegemonyalarının bulunduğunu söylemektedir. Bu fik-re göre Anadolu'daki Türklerin Horasan'daki büyük Selçuk devletine bağlantısı yoktur.

Ben ise, bu hususta ancak Selçuklu, İlhanlı, beğlikler ve Osmanlı hâki-miyetlerinin bahis konusu olabileceğini ileri sürüyorum. İlhanlıları yabancı ve hattâ düşman sayan Anadolucu zihniyete göre, bu sınıf-landırmanın büyük itirazlara uğrayacağı muhakkaktır. Fakat bu çeşitli fikirlerden hangisinin doğru ve ilmî olduğu ise, ancak bir tarih kurulta-yında anlaşılabilir.

Burada konuşacak bilginler fikirlerini savunmak için büyük çalışmalara koyulacaklarından, belki yeni tarihi belgeler ve gerçekler de ortaya çı-kar.

Medenî milletler kendi tarihlerindeki hükümdar sülâlelerini kesin şekil-de bilirler. Bilmedikleri şey, çok defa, ilk hanedanın ilk hükümdarlarına ait tahta çıkış ve ölüm tarihleridir. Biz ise, Türkiye'de hangi hanedan-ların yüksek hâkimiyeti elinde tutmuş olduğunu bile bilmiyoruz.

Devamı

 

<< Nihâl Atsız'ın Kitapları

Anasayfa

Düşünce Alanı >>