Siyenpi'lerin yerine geçen
Aparlar (394 - 552)'ın ilk hüküm darları Tolun (394
- 410)'da, 402 yılında büyük fütuhatla eski Hun
devletini hemen hemen aynen tekrar kurunca o zamana
kadar kullandığı yabgu unvanını küçük görerek Kağan
unvanını aldı. Bundan sonra bu unvan Aparlar'da, Gök
Türkler (552 -745)'de, Dokuz Oğuz - On Uygurlar (745
- 840)'da aynen devam etmiştir. Karahanlılar'da
Kağan şekli biraz değişip hakan şeklini alarak,
Çingizliler'de Kağan biçimine bürünerek kullanıldı.
Türkçe kelime içindeki g ve
ğ'lerin düşmesi, baştaki k'ların h olması şeklindeki
dil kaidesi gereğince kelime han biçimini alarak
günümüze kadar gelmiştir.
Bununla beraber Kağan'ın
kısaltılmış biçimi olan kan kelimesinin 720 - 725
yıllarında dikilen Bilge Tonyukuk anıtında görülmesi
de dikkate değer. Kül Tegin ve Bilge Kağan
anıtlarındaki edebî dil yerine daha ziyade halk
diliyle yazılmış olan Bilge Tonyukuk anıtında
kelimenin halk ağzındaki biçimi kullanılmıştır diye
düşünülebilir.
Kağan kelimesi Türkiye'de 'Kağan
Arslan" tamlaması şeklinde XVI. yüzyıl sonuna kadar
kullanılmıştır, ilkönce Dede Korkut kitabında geçen
"Kağan Arslan"ın bugünkü bilgimize göre son
kullanılışı Tevârîh-i Cedîd-i Mir'ât-ı Cihân adlı ve
H. 1000 yıllarında (M. 1591 - 1592) yazılan târih
kitabındadır. Kitabın müellifi olan Osman
İskender'le Dârâ'nın savaşını anlatan bir
manzumesinde iki hükümdar için "ol iki kağan arslan"
tabirini kullanıyor {Tevârîh-i Cedîd-i Mir'ât-ı
Cihan, s. 8, İstanbul, 1961).
"Kağan arslan"ın ne demek olduğu
Taşkentli Mîrek Muhammed Nakşibendî'nin sözlüğünde
izah edilmiştir. Mîrek Muhammed bu sözlüğünde (Şehid
Ali Paşa 2621, 82b - 121a) bazı Arapça ve Farsça
kelimeleri açıklamaktadır. Sözlüğün 120 yaprağında "şîr
- i yele"nin İzahı şöyledir:
"Kendi öz başıyle gezen ve kayd ü
bende mümkin olmayan arslan mânâsındadır. Türkî'de
ana kağan arslan derler".
Kağan kelimesinin menşei ve
anlamı kesinlikle aydınlanmış değildir. Bu kelimenin
Moğol, hatta Suğdak menşeli olduğunu söyleyenler
bulunmuştur. A. Caferoglu ise, bu konudaki
ihtimalleri saymış olmakla beraber kendisi bir hükme
gitmemiştir.
Caferoğlu'nun dikkati çektiğine
göre, bugünkü bazı Türk lehçelerinde "büyük" ve
ağabey" anlamında bir kağa kelimesi vardır,
İmparatoriçe anlamındaki katun
kelimesinin eski biçiminin kağatun olduğuna bakarak,
her ikisinin başındaki kağa'lar dolayısıyla kağan
kelimesinin "büyük" demek olan kağa'dan çıktığını,
ihtirazî kayıtla birlikte, kabul edebiliriz.
Kağan kelimesi devlet başkanı
(imparator) demek olduğu halde bazen olağanüstü
durumlarda veya mecburiyet karşısında Gök Türkler
çağında, aynı zamanda birden fazla Kağan'ın
bulunduğu devreler görülmüştür. Nazari olarak
Kağan'lardan birinin "büyük Kağan" olması kabul
edilmiş bulunmakla beraber gerçekte güçlü olanın
hükmü ve buyruğu yürümüştür kî bu da federatif ve
merkeziyetsİz Türk devlet sisteminin sonucudur.
(21.cilt,s. 111-112)