Cihan tarihinde en çok savaşan
millet Türkler olmuştur. Bu savaşların bir listesini çıkarmak,
bilhassa eski zamanlar için, güçtür. Denilebilir ki 15. asırdan
önceki Türk tarihi mütarekesiz bir savaştan ibarettir.Onun için ben
burada yalnız Türkiye'yi, o da Osmanlı hanedanı zamanında, aldım.
Aşağıdaki liste Türk Ordusunun belli başlı savaşlarını gösteriyor.
Bunlardan italik harflerle yazılmış olanlar bizim yenildiğimiz
savaşlardır. Ötekilerse çoğunda yendiğimiz ve pek azında müsavi
ehemmiyetsiz sınır kavgalarını almadım. Savaşların da (93 harbi),
(Balkan harbi) gibi hususi isimleri yerine hangi millet ve
devletlerle yapıldığını gösterdim. Artık bu listeye bakarak Türk
çocukları kimin dost, kimin düşman olduğu hakkında hükümlerini
versinler.
Türk ordusunun bu hesap defteri bize epey
şeyler öğretiyor. Bir defa toparlak
hesapla 550 yıllık devirde en aşağı 275 yılın savaşla geçtiğini
görüyoruz. Demek ki Türk Milleti son beş buçuk asırda ömrünün tam
yarısını savaşta geçirmiş. Bu harikulâde bir neticedir. Çünkü bu
kadar çok harpten sonra bir milletin yine zinde ve oldukça kuvvetli
olarak yaşayabilmesi âdeta bir mucizedir. Başka hiç bir milletin
hayatında bu kadar dövüş yoktur. İngilizler’le Fransızlar
arasındaki yüz sene muharebesi bile hakikatte 110 yıldan fazla devam
etmiş, fakat ancak bunun yarıdan azı harple yarıdan çoğu da mütareke
veya sulhla geçmiştir. Hem de unutulmamalıdır ki yukarıdaki listede
yalnız dış harpler vardır. Dahilî isyanlar ve harpler (meselâ bir
çok Osmanlı-Karaman harpleri) bu listeye alınmamıştır. 11. asırda
bütün İran, Azerbaycan, Irak ve Anadolu'ya yayılan Oğuz Türkleri’nin
1.500.000 nüfus olduğunu ve bu nüfusun
900 yıldır seferber halde bulunduğunu düşünürsek bu bir buçuk milyon
Türk'ten ancak yarısının yerleştiği Anadolu'da bugün en aşağı
10.000.000 Türk'ün bulunması milletimizin hayat kabiliyetine çok
parlak bir misal teşkil ettiğini teslim ederiz.
Yukarıdaki liste, son
beş buçuk asırlık tarihimizde hemen hemen bütün Avrupa milletleriyle
harp ettiğimizi gösteriyor. Gerçi bu liste de İsveç, Norveç,
Danimarka, Felemenk gibi milletlerin adı yoktur. Fakat
düşünülmelidir ki bizim Alman harpleri dediğimiz savaşlara bütün bu
şimal milletleri de yardımcı olarak iştirak etmişlerdir. İsviçre'de
de ise bahse lüzum görmüyorum. Çünkü İsviçre bir millet değildir.
Bu milletler arasında
Türkler yalnız Ruslar’la Acemleri millî düşman
olarak tanımıştır. Milattan önceki asırlardan beri bir birine düşman
olan Turan ve İran'ın ezelî ve ebedî çarpışması Osmanlılar devrinde
da ayrı dinî bir mahiyette devam etmiştir. Türk'ün kılıcına birkaç
defa baş eğmek mecburiyetinde kalan hilekâr acemin son asırdaki
müdafileri de hemen hemen tamamen
İran’da yerleşen
Türkler olmuştur. İran'la olan 13 harbin biz yalnız 2 tanesinde
yenilmişizdir. Ve bizi yenen de Afşar Türk’ü Nadir
Şah olmuştur.
Ruslar’la olan çarpışmalarımız
da 13 tanedir. Bunun 6 tanesinde Ruslar 6 tanesinde de biz galip
gelmişizdir. 1 tanesi müsavi olarak bitmiştir. Ruslar 6
galebelerinin 3'ünde bize karşı yalnız başlarına galip gelmişler,
öteki 3'ünü müttefikleri sayesinde kazanmışlardır. Biz ise 6
galebemizden yalnız 2'sini müttefiklerimiz sayesinde elde
etmişizdir. Bizim Ruslar’la olan çarpışmalarımız
yazılmamış bir destandır. Bu milletle olan savaşlarımız onların en
kuvvetli bizim en zayıf zamanlarımıza tesadüf ettiği halde yine
Türklüğün galebesiyle bitmiştir denebilir. Çünkü cihan savaşındaki
Çanakkale müdafaamız Rusya'nın can damarını tıkamış ve onun ölümüne
sebep olmuştur. Bununla beraber Türk_Rus mücadelesinin kati bir
netice ile bittiği söylenemez.
Almanlarla olan harplerimiz bunlardan daha çoktur.
Ve bunların en çoğu Türk silahlarının
zaferiyle bitmiştir. Almanlar bizi yalnız başlarına hiç bir defa
yenememişlerdir.
Bizden daima askerlik dersi alan milletlerden biri
de Fransızlardır. Bunlar Osmanlılara
karşı yapılan ehlisaliplere iştirak ettikleri gibi Girit’i kurtarmak
için de yardımcılar göndermişler ve Napolyon kumandasında Cezzar
Ahmet Paşa’dan dayak yedikten sonra son olarak da
Çanakkale’de ve Kurtuluş Savaşı’nda
cenup cephesinde bizimle aynı acemilik
içinde boy ölçüşmüşlerdir. Fransızlar kendilerinin cesur bir millet
olduklarını ikide bir ilân ederler. Fakat nedense bizimle olan
harplerinde daima bunun aksi sabit olmuş ve Türk askerleri
Fransızlar’la "kılıçları kısa
ama çizmeleri uzun" diye eğlenerek onların yalnız kaçtıklarını güzel
bir nükte ile ima etmişlerdir.
Venedik ve Ceneviz adı
altında bizden en çok dayak yiyen milletlerden birisi de İtalyanlar’dır.
Romalılar’ın bu şüpheli torunlarıyla 15 savaşımız vardır.
Bunun 13'ünü biz, 2'sini onlar kazanmışlardır. Kazandıkları harbi de
Almanya, Rusya ve Lehistan ittifakına borçludurlar. Öteki zaferleri
ise yalnız 3.000 muntazam Türk askeri tarafından muhafaza olunan
Trablus'a yaptıkları saldırıştır.
İtalya buraya 60.000 askerle hücum etmiş, sonradan da 60.000 kişi
daha sevk etmişti. Biz ise yalnız gizlice bir kaç zabit
gönderebilmiştik. Bu 3.000 Türk bir kaç bin Arap’ın yardımıyla
İtalyanlar’ı tam bir yıl oyaladı. Arkasından Balkan Harbi
çıkmasaydı kıyamete kadarda oyalardı. Ve vaziyet öyle göstermişti ki
kazara Türkiye ile İtalya arasında kar yolu olsa Türk ordusu
muhakkak Roma'ya girerdi. Zaten İtalyanlar’a Trablus'a saldırmak
cesaretini veren de karadan hududumuzun olmaması ve donanmamızın yok
denecek halde bulunmasıydı.
Şimdi de gazetelerde okuyoruz: Musolini atıp
tutuyormuş. Şarka, Asya'ya genişlemek istiyormuş, filân... Hepimiz
biliyoruz ki Musolini efendinin gözü Antalya ve İzmir'dedir. O
buraya muhakkak saldıracaktır. Tabiî biz de kendisine lâzım gelen
hürmette kusur etmeyeceğiz. Fakat
herhalde Musolini efendi umduğunu değil bulduğunu yiyince şaşıracak,
afallayıp sersemleyecektir.
Böyle zamanlarda insanın
aklına derhal mazi geliyor ve kafamızda 2'ye karşı 13 rakamı derhal
2'ye karşı 14 oluyor...
Yukarıdaki listeyi
okuyan Türk çocuklarının 108 savaş içinde yalnız 14 mağlûbiyeti
görünce göğüsleri iftiharla kabarabilir. Bugün, düşman ne kadar
kuvvetli olursa olsun onu kendi vatanımızda yenmeye Türk ordusu
kadirdir.
Evet, bugün tek başına
Türk ordusunu yenecek hiç bir ordu yoktur.
Orhun Dergisi, 1934, Sayı: 6