TÜRKÇÜLÜĞE KARŞI HAÇLI SEFERİ VE ÇEKTİKLERİMİZ

 
 

 

 

101

-"Orhun'un devamı demek onun fikirlerinde yürüyecek demektir. Zan-nedersem bunun için de kanunî hiç bir engel yoktur."

Selim Sarper, birdenbire samimî bir tavırla sözü biraz başka tarafa çe-virdi ve: -"Azizim! Türk Sazı üzerinde neye ısrar ediyorsun? Bu muva-zaadan vazgeçsen de yine Orhun'u çıkarsan olmaz mı?" dedi.

Orhun'un yeniden çıkması için Bakanlar Kurulunun müsaade vermesi gerekiyordu. Halbuki Bakanlar Kurulunda sayın ve pek değerli dostum Hasan Âli Yücel vardı ki ben dergi işleriyle falan uğraşıp da yorulma-yayım diye buna engel olacağı muhakkaktı. Bu düşüncemi Selim Sar-per'e bildirdim.

Selim Sarper, Bakanlar Kurulundan gerekli müsaadeyi alacağına dair bana söz ve teminat verdi. Artık benim için, yapacak iş kalmamıştı. Gereken resmî ve kanunî müracaatı yaparak İstanbul’a döndüm.

Selim Sarper dürüst hareket etti: Birkaç gün sonra Orhun'un yeniden çıkması hakkındaki izin İstanbul’a geldi. Bu iznin nasıl alındığını bil-miyorum. Selim Sarper bir umum müdürdü. Bakanlar Kuruluna tesir etmesi için herhalde Başbakan Saraçoğlu'nun çok inandığı ve güven-diği kişi olması lâzımdı. Doğruluğu ve çalışkanlığı ile de güvene lâyıktı. Aldanmıyorsam Hariciye mensupları arasında en değerlilerden biridir ve günlük siyaset dalaverelerinden uzak kalarak devlete hizmet et-miştir.

Orhun, 1943 Ekim’de çıkmaya başladı. Ekim nüshası 10'uncu sayı ola-caktı. Çünkü evvelce kapatıldığı zaman 9'uncu sayıda kalmıştı.

"Türk Sazı"ndaki yazılardan çoğunu Orhun'a aktardım. 1 Aralık 1943 tarihli 12'nci sayısında 12 sorulu bir de anket açtım. O zamanın ve her zamanın meselelerine, dertlerine ve duygularına temas eden bu so-ruları aynen buraya da alıyorum. Çünkü bunlar Halk Partisini çok ür-kütmüştü:

1-Türk milliyetçiliği deyince "Türkçülük, Anadoluculuk ve Türkiyecilik" ten hangilerini düşünüyorsunuz? 2-Türkçülüğün baş unsuru siz göre ırkçılık mıdır, kültür müdür, vatan mıdır, devlet midir? 3-Türkiye’de Türklük aleyhinde bir fikir cereyanı var mıdır? Varsa nedir? 4-Irkları üstün ve aşağı olarak ayırmaya taraftar mısınız? Taraftarsanız üstün-lük sebepleri olarak kahramanlık, savaşçılık, ahlâk, sanat, zekâ, ilim, teknik, din vesaire.. hangilerini görüyorsunuz. 5-Yeryüzündeki bütün Türklerin bir millet olduğunu kabul ediyor musunuz? 6-Geçmişe söv-mek ve gelenekleri inkâr etmek sizce neden ileri gelmektedir.? 7-Türk ırkına kötülüğü dokunan milletlere karşı öç beslemek millet için faydalı mıdır, değil midir? 8-Türk’e gerçekten dost olan bir millet tanıyor mu-sunuz? Tanıyorsanız hangileridir? 9-Herhangi bir yabancı millete karşı hayranlık ve taraftarlık sizce nedir? 10-Savaşı mutlak bir felâket ola-rak gösteren yayınlar sizce millî ruh bakımından doğru mudur, değil midir? 11-Türk milletinin güçlenmesi için okullarda askerî bir terbiye sistemine mi, yoksa beşerî bir terbiye sistemine mi taraftarsınız? 12-Kendi milletinizin küçük menfaatleri için, insanlığın büyük menfaatleri-ni fedaya taraftar mısınız?

Derginin kapatıldığı 16'ncı sayısında, o zamana kadar cevapları yayınlanmış olanlar 74 kişiydi. Yetmiş dördüncü cevabın altında şu imza vardı: Bekir Berk (Liseli)

Evet, bu imza günümüzün ünlü ve ateşli avukatlarından Bekir Berk'in imzası idi ve kendisi o sırada (Nisan 1944) Balıkesir Lisesinde öğrenci bu-lunuyordu. Ankete katılanların büyük kısmı, imzalarının yanına mesleklerini de koymuşlardı. Bu bakımdan ilgi çekiciydi. Şöyle ki bu 74 kişi arasında 13 öğretmen (lise, orta, ilk), 3 üniversite hocası (2 pro-fesör, 1 doçent), 11 yüksek tahsil öğrencisi, 21 liseli, 4 doktor, 2 vete-riner, 2 subay, 1 erbaş (yani bugünkü terimle astsubay), 1 er, 5 me-mur, 1 ressam, 8 emekli, 2 tane de dergi sahibi bulunuyordu.

Aralarında o günün ve bugünün tanınmışlarından bir hayli kimse vardı ve ezici çoğunluk ırkçı ve komünist düşmanı idi. Bir iki istisna ile he-men herkes yeryüzündeki bütün Türkleri tek millet sayıyordu. Dergi kapatıldığı zaman daha yayınlanmamış pek çok cevap hazır bulunu-yor, bunlar da ruh ve karakter bakımından öncekilere benziyordu.

Orhun kısa zamanda Türkçülüğün organı olmuştu. Kâğıdı ve baskısı da oldukça iyi olan dergide ilmî ve millî kaliteli yazılar çıkıyor ve bu yazı-lar Türkçü bir nesil yetiştiriyordu. Bilhassa merhum doktor Mustafa Hakkı Akansel ile Nejdet Sançar'ın Türkçülük ülküsü üzerindeki yazı-ları çok kuvvetliydi. Kimselere dalkavukluk etmeyen, kimseden yar-dım istemeyen bir dergi olduğu için Orhun, ülkücü insanlar tarafından tutuluyor, gönüller Türklük ateşiyle tutuşuyor, âdeta memlekette millî bir romantizm havası esiyordu.

İsmet İnönü’nün büyük suçu, Türkçülüğü düşman bilerek bu romantiz-mi yıkmaya çalışması olmuştur. Halbuki Türkçülük, o zamana kadar İsmet Paşa’ya düşman değildi. Hattâ aile babasıdır diye onu biraz tu-tuyordu bile. Fakat o, bunu anlayamadı. Tarihin asla bağışlamayacağı bir suç işleyerek Türkçülüğü yıkmağa çalıştı. Türkçüler takım takım hapislere girdiler ama Türkçülük yıkılmadı. Yıkılan kendisi oldu.

- SON -