|
6. Bölüm
REHA OĞUZ'LA TANIŞMA
Şimdiye
kadar hep karşı tarafın kahramanlarından bahsettim. Halbuki
bizim cephede de onlardan aşağı kalmayan kahramanlar vardı.
Bunları anlatmamak hem kendilerine karşı haksızlık, hem de
tarihe karşı ihanet olur. Kahramanlar mutlaka tarihe geçmelidir.
Tarafsız bir tarihçinin vazifesi de tarihî metoda sadık kalarak
ve olayları objektif bir görüşle görerek... falan.... falan...
Tabiî derhal, tarafsız olmadığım iddia olunacak; okuyucularım
emin olsunlar ki tarafsızım ve bildiklerimin hepsini yazmıyorum.
Hepsini yazsam dünya yerinden oynar. Dünyayı yerinden oynatmayı
doğru bulmuyorum, bir... Çünkü o zaten oynamış, daha çoğuna
dayanamaz.
İspat hakkı olmadığı için yazdıklarım kanunlara aykırı
düşebilir, iki...
Bir üçüncü sebep daha var: Başkalarının hesabına ben utanıyorum.
Dünya bin bir türlü süt emmiş insanlarla doludur. Ayrıca her
insan az veya çok inek sütü de içmiştir. Demek ki her insanın
bir anası, bir de inekten sütanası var. Tabiî her ineğin bir
öküz kardeşi olur. Şu halde her insanın da bir öküz dayısı var
demektir. İnsanların niçin zekâ ve insanlık dışında hareket
ettikleri anlaşılıyor değil mi? Her insan bir öküzün yeğenidir.
Oğlan dayıya, kız halaya çeker derler. Herhalde ba-zı insanlar,
süt dayılarına fazla çekiyorlar. Bundan da cihanın huzur-suzluğu
doğuyor.
İnsanların ister kendi yaratılışlarından, ister süt dayılarına
çekmekten olsun bu kadar düşmeleri bana huzursuzluk verir;
dünyadan tiksi-nirim.
Fahişeler vardır, namustan bahseder. Kanaatini ve kalemini
satmışlar vardır, vicdandan dem vurur. Vurguncular vardır,
ağızlarından fazilet sözü düşmez. Çifte pasaportlular vardır,
vatan diye haykırır. Palikar-yalar vardır, kahramanlık iddia
eder. Bazı iyi niyet sahipleri de bunla-rın hepsine inanır. Gel
de bu insanların arasında huzur içinde yaşa.
Bu felsefeler de nereden çıktı diyeceksiniz. Çağrışımlar insanı
aldığı gibi böyle yüksek fikirlere iletiyor. Yükseliş hoş, fakat
bir de hakikate iniş var ki düşman başına... Biz yine gelelim
konumuza:
Vaktiyle bizdenken sonra dönen, askerliğini yapmadan vatandan
uzaklaşarak Amerika'da yerleşen ve Amerikan vatandaşı olan bir
Re-ha Oğuz Türkkan var ki bu dâvada mühim yeri olduğu için ondan
bahsetmek bir zaruret-i mecburiyye-i kaviyye'dir.
Bu acayip söz de nereden çıktı diyecekler. Gerçi ben "Kül Tegin"
ça-ğından kalma bir Gök Türk isem de arasıra böyle Osmanlılığım
da tu-tar. Osmanlı yazı diliyle söylerim. Yukarıdaki Osmanlıca
tamlamada az buçuk yanlış da var ama "benle", "senle" diye
Ermeni ağzıyla ko-nuşan, Galatasaray'a "Gaasaray", Beşiktaş'a "Beştaş"
diyen bugünkü gençler onu
|