TÜRKÇÜLÜĞE KARŞI HAÇLI SEFERİ VE ÇEKTİKLERİMİZ

 
 

 

 

26

6. Bölüm

REHA OĞUZ'LA TANIŞMA

Şimdiye kadar hep karşı tarafın kahramanlarından bahsettim. Halbuki bizim cephede de onlardan aşağı kalmayan kahramanlar vardı. Bunları anlatmamak hem kendilerine karşı haksızlık, hem de tarihe karşı ihanet olur. Kahramanlar mutlaka tarihe geçmelidir. Tarafsız bir tarihçinin vazifesi de tarihî metoda sadık kalarak ve olayları objektif bir görüşle görerek... falan.... falan...

Tabiî derhal, tarafsız olmadığım iddia olunacak; okuyucularım emin olsunlar ki tarafsızım ve bildiklerimin hepsini yazmıyorum. Hepsini yazsam dünya yerinden oynar. Dünyayı yerinden oynatmayı doğru bulmuyorum, bir... Çünkü o zaten oynamış, daha çoğuna dayanamaz.

İspat hakkı olmadığı için yazdıklarım kanunlara aykırı düşebilir, iki...

Bir üçüncü sebep daha var: Başkalarının hesabına ben utanıyorum.


Dünya bin bir türlü süt emmiş insanlarla doludur. Ayrıca her insan az veya çok inek sütü de içmiştir. Demek ki her insanın bir anası, bir de inekten sütanası var. Tabiî her ineğin bir öküz kardeşi olur. Şu halde her insanın da bir öküz dayısı var demektir. İnsanların niçin zekâ ve insanlık dışında hareket ettikleri anlaşılıyor değil mi? Her insan bir öküzün yeğenidir. Oğlan dayıya, kız halaya çeker derler. Herhalde ba-zı insanlar, süt dayılarına fazla çekiyorlar. Bundan da cihanın huzur-suzluğu doğuyor.

İnsanların ister kendi yaratılışlarından, ister süt dayılarına çekmekten olsun bu kadar düşmeleri bana huzursuzluk verir; dünyadan tiksi-nirim.

Fahişeler vardır, namustan bahseder. Kanaatini ve kalemini satmışlar vardır, vicdandan dem vurur. Vurguncular vardır, ağızlarından fazilet sözü düşmez. Çifte pasaportlular vardır, vatan diye haykırır. Palikar-yalar vardır, kahramanlık iddia eder. Bazı iyi niyet sahipleri de bunla-rın hepsine inanır. Gel de bu insanların arasında huzur içinde yaşa.

Bu felsefeler de nereden çıktı diyeceksiniz. Çağrışımlar insanı aldığı gibi böyle yüksek fikirlere iletiyor. Yükseliş hoş, fakat bir de hakikate iniş var ki düşman başına... Biz yine gelelim konumuza:

Vaktiyle bizdenken sonra dönen, askerliğini yapmadan vatandan uzaklaşarak Amerika'da yerleşen ve Amerikan vatandaşı olan bir Re-ha Oğuz Türkkan var ki bu dâvada mühim yeri olduğu için ondan bahsetmek bir zaruret-i mecburiyye-i kaviyye'dir.

Bu acayip söz de nereden çıktı diyecekler. Gerçi ben "Kül Tegin" ça-ğından kalma bir Gök Türk isem de arasıra böyle Osmanlılığım da tu-tar. Osmanlı yazı diliyle söylerim. Yukarıdaki Osmanlıca tamlamada az buçuk yanlış da var ama "benle", "senle" diye Ermeni ağzıyla ko-nuşan, Galatasaray'a "Gaasaray", Beşiktaş'a "Beştaş" diyen bugünkü gençler onu

Devamı