|
8. Bölüm
İSMET İNÖNÜ'YÜ TANIYORUM
İsmet Paşa Cumhur Başkanı olduğu gün en çok sevinenlerden biri
de bendim. Askerdi. Aile babasıydı. Kindarlık gibi büyücek
kusurları ol-makla beraber çirkefli işlere adı karışmamıştı.
Atatürk'ün öleceği anlaşılınca yerine kimin geçeceğini, herkes
gibi, ben de düşündüm. Devlet başkanlarına çok önem veririm.
Türk ırkı, 3000 yıllık millî seciyesi icabı, başkanlarına göre
şekil almağa alışmış-tı. Başta iyi bir adam varsa Türk milleti
kuvvetli, yoksa zayıf oluyordu. Kuvvetli bir başkanın, Türklüğü
bazen büyük tehlikelerden kurtardığı görüle gelen şeylerdendi.
Bu sebeple, artık mukadder olan Atatürk'ün ölümünden sonra,
millî menfaat bakımından kimin başa geçmesi ge-rektiğini
düşünmek elbette hakkımdı.
Bence Devlet Başkanlığına üç kişiden biri geçmeliydi: Kâzım
Kara-bekir, Fevzi Çakmak veya İsmet İnönü.
Üçü de memleketin en büyük rütbeli askerleriydi. Kâzım
Karabekir, 15.000 kişilik ordusuyla iki misli olan Ermenileri
yenip pek çok silâh ele geçirmiş, Yunanlılara karşı yapılan
taarruzda bu silâhlar çok işe yaramıştı. Kars ve Ardahan'ın
anayurda tekrar katılması Kâzım Ka-rabekir'in himmeti idi. Çok
eski ve asil bir Türk ailesine mensup olması da ayrı bir
seçkinliği idi.
Fevzi Paşa, Türk ordusunun en kıdemli askeriydi. Temiz ahlâkı ve
doğ-ruluğu dillere destandı. Anne cihetinden çok eski ve asil
bir aileden geliyordu. Sakarya ve Dumlupınar meydan savaşlarında
ordunun Ge-nelkurmay Başkanlığını yapmıştı. Cumhuriyetin
kuruluşundan beri de Türk ordusunun başında idi. Askerliği
seven, kültürlü, çalışkan bir in-sandı.
İsmet Paşa, güya İnönü savaşlarını kazanmıştı. Söylendiği kadar
ba-şarılı bir antlaşma olduğunu kabul edemediğim Lozan
görüşmelerinde siyasî tecrübe kazanmış, uzun Başbakanlık
yıllarında tecrübesi piş-mişti.
Mesele, bunlardan hangisinin başa geçmesi gerektiği değil,
hangisinin başa geçebileceği idi.
Anayasa gereğince Cumhur Başkanı mebuslardan seçilebilirdi.
Kâzım Karabekir Paşa o sırada mebus değil, menkûbdu.
Erenköy’deki köş-künde münzevi ve oldukça sıkıntılı bir hayat
geçiriyordu. O halde CumhurBaşkanı olamazdı.
Fevzi Paşa, Genelkurmay Başkanı idi. Yani bilfiil ordunun
başkuman-danı idi. Mebus olmadığı için o da Cumhur Başkanı
olamazdı.
Kala kala ismet Paşa kalıyordu. O da o sırada menkûbdu.
Başbakan-lıktan atılmıştı ama mebusluğu duruyordu. Cumhur
Başkanı olabilirdi.
Atatürk'le İnönü’nün neden bozuştuklarının hikâyesini anlatmanın
za-manı henüz gelmemiştir. Yalnız şu kadarı söylenebilir ki
çatışma bir-çok kimsenin huzurunda olmuş ve |