TÜRKÇÜLÜĞE KARŞI HAÇLI SEFERİ VE ÇEKTİKLERİMİZ

 
 

 

 

36

8. Bölüm

İSMET İNÖNÜ'YÜ TANIYORUM


İsmet Paşa Cumhur Başkanı olduğu gün en çok sevinenlerden biri de bendim. Askerdi. Aile babasıydı. Kindarlık gibi büyücek kusurları ol-makla beraber çirkefli işlere adı karışmamıştı.

Atatürk'ün öleceği anlaşılınca yerine kimin geçeceğini, herkes gibi, ben de düşündüm. Devlet başkanlarına çok önem veririm. Türk ırkı, 3000 yıllık millî seciyesi icabı, başkanlarına göre şekil almağa alışmış-tı. Başta iyi bir adam varsa Türk milleti kuvvetli, yoksa zayıf oluyordu. Kuvvetli bir başkanın, Türklüğü bazen büyük tehlikelerden kurtardığı görüle gelen şeylerdendi. Bu sebeple, artık mukadder olan Atatürk'ün ölümünden sonra, millî menfaat bakımından kimin başa geçmesi ge-rektiğini düşünmek elbette hakkımdı.

Bence Devlet Başkanlığına üç kişiden biri geçmeliydi: Kâzım Kara-bekir, Fevzi Çakmak veya İsmet İnönü.

Üçü de memleketin en büyük rütbeli askerleriydi. Kâzım Karabekir, 15.000 kişilik ordusuyla iki misli olan Ermenileri yenip pek çok silâh ele geçirmiş, Yunanlılara karşı yapılan taarruzda bu silâhlar çok işe yaramıştı. Kars ve Ardahan'ın anayurda tekrar katılması Kâzım Ka-rabekir'in himmeti idi. Çok eski ve asil bir Türk ailesine mensup olması da ayrı bir seçkinliği idi.

Fevzi Paşa, Türk ordusunun en kıdemli askeriydi. Temiz ahlâkı ve doğ-ruluğu dillere destandı. Anne cihetinden çok eski ve asil bir aileden geliyordu. Sakarya ve Dumlupınar meydan savaşlarında ordunun Ge-nelkurmay Başkanlığını yapmıştı. Cumhuriyetin kuruluşundan beri de Türk ordusunun başında idi. Askerliği seven, kültürlü, çalışkan bir in-sandı.

İsmet Paşa, güya İnönü savaşlarını kazanmıştı. Söylendiği kadar ba-şarılı bir antlaşma olduğunu kabul edemediğim Lozan görüşmelerinde siyasî tecrübe kazanmış, uzun Başbakanlık yıllarında tecrübesi piş-mişti.

Mesele, bunlardan hangisinin başa geçmesi gerektiği değil, hangisinin başa geçebileceği idi.

Anayasa gereğince Cumhur Başkanı mebuslardan seçilebilirdi. Kâzım Karabekir Paşa o sırada mebus değil, menkûbdu. Erenköy’deki köş-künde münzevi ve oldukça sıkıntılı bir hayat geçiriyordu. O halde CumhurBaşkanı olamazdı.

Fevzi Paşa, Genelkurmay Başkanı idi. Yani bilfiil ordunun başkuman-danı idi. Mebus olmadığı için o da Cumhur Başkanı olamazdı.


Kala kala ismet Paşa kalıyordu. O da o sırada menkûbdu. Başbakan-lıktan atılmıştı ama mebusluğu duruyordu. Cumhur Başkanı olabilirdi.

Atatürk'le İnönü’nün neden bozuştuklarının hikâyesini anlatmanın za-manı henüz gelmemiştir. Yalnız şu kadarı söylenebilir ki çatışma bir-çok kimsenin huzurunda olmuş ve

Devamı