|
ve uzak
evde oturuşun, bu düşmanlarla çevrili yaşayışındır. Şişlide bir
kaloriferli apartmanda oturup ayda bin lira (Ortaç o zamanın bin
lira-sını söylüyordu) kazanç sağlasan sen de eyyam adamı olur,
enerjini kaybedersin."
Yazılarından ziyade konuşmasıyla bir mizah dehası olan Yusuf
Ziya Ortaç doğru düşünmüyordu. Çünkü o, konforsuzluğun, yazı
yazmak isteyenlere ne kadar zaman kaybettirdiğini bilmiyordu.
Onun bu fik-rinde isabet olsa, Halk Partisi bana lüks bir
apartman tahsis edip "Hi-demât-ı gayrı vataniyye" tertibinden on
bin, hattâ yüz bin lira maaş bağlamaz mıydı?
Benim Türk tarihi üzerinde hiç bir karşılık beklemeden
çalıştığımı gö-ren Üstat Mükrimin Halil de, daha iyi şartlar
içinde daha verimli çalışa-cağımı düşünmüş olmalı ki resmî
liseye naklim için Hasan Ali'ye baş-vurup aynı nakaratı
dinledikten sonra Cumhur Başkanına mektup yaz-mamı tavsiye etti.
İsmet Paşanın Türkçülüğe düşman olduğunu henüz anlamış değildim
amma kendisinden fazla bir şey ummanın yersiz olacağı hakkında
ya-vaş yavaş bir kanaate varıyordum. Üstat Mükrimin'e sordum:
"Bu mektuptan bir fayda sağlanacağını umar mısınız?"
Üstat Anadolucu idi. İsmet Paşa da Anadolulu olduğu için onun
bir "yahşi kişi" olduğuna inanıyordu:
- "Mektubun tesir yapar. Uğradığın haksızlığı düzeltir" diye
cevap verdi.Bunun üzerine 12 Ekim 1941 Pazar günü İsmet Paşaya
uzun bir mektup yazdım. Şöyle başlıyordu:
Reisicumhur Hazretleri,
9 yıldan beri şahsıma karşı yapılmakta olan haksızlığı, kanunî
yollarla ve istidalarla düzeltemediğim için, son çare olmak
üzere zatı devlet-lerine başvurmak mecburiyetinde kaldım.
Bundan sonra tafsilâtı ile maceramı anlatıyor, lise mezunlarının
lise öğretmeni yapıldığı bir zamanda benden istifade etmemenin
acayipli-ğini belirtiyor ve Devlet Başkanına şahsî bir mesele
için müracaatın isabetsizliğini takdir etmekle beraber bütün
kanunî kapılar kapandığı için çaresiz kalarak bu yolu ihtiyar
ettiğimi bildiriyordum. Artık vâhi-melerin kâbusu altında
yaşamak istemediğimi ve İsmet Paşa hakka inanmış olduğu için
uğradığım zararın telâfisini beklediğimi derin say-gılarımla
ilâve ediyordum.
Bu mektubu mahsus eski harflerle yazmıştım. Kendimi övmek gibi
ol-masın ama eski harflerle yazım çok okunaklıdır, insan kör de
olsa okur, sağırda olsa... Eski harflerle yetişen nesiller ne de
olsa yeni ya-zıyı biraz güçlükle okudukları için, kolaylık
olsun, ismet Paşa boşuna yorulmasın diye mektubumu eski
harflerle yazmıştım. |