TÜRKÇÜLÜĞE KARŞI HAÇLI SEFERİ VE ÇEKTİKLERİMİZ

 
 

 

 

39

ve uzak evde oturuşun, bu düşmanlarla çevrili yaşayışındır. Şişlide bir kaloriferli apartmanda oturup ayda bin lira (Ortaç o zamanın bin lira-sını söylüyordu) kazanç sağlasan sen de eyyam adamı olur, enerjini kaybedersin."

Yazılarından ziyade konuşmasıyla bir mizah dehası olan Yusuf Ziya Ortaç doğru düşünmüyordu. Çünkü o, konforsuzluğun, yazı yazmak isteyenlere ne kadar zaman kaybettirdiğini bilmiyordu. Onun bu fik-rinde isabet olsa, Halk Partisi bana lüks bir apartman tahsis edip "Hi-demât-ı gayrı vataniyye" tertibinden on bin, hattâ yüz bin lira maaş bağlamaz mıydı?

Benim Türk tarihi üzerinde hiç bir karşılık beklemeden çalıştığımı gö-ren Üstat Mükrimin Halil de, daha iyi şartlar içinde daha verimli çalışa-cağımı düşünmüş olmalı ki resmî liseye naklim için Hasan Ali'ye baş-vurup aynı nakaratı dinledikten sonra Cumhur Başkanına mektup yaz-mamı tavsiye etti.

İsmet Paşanın Türkçülüğe düşman olduğunu henüz anlamış değildim amma kendisinden fazla bir şey ummanın yersiz olacağı hakkında ya-vaş yavaş bir kanaate varıyordum. Üstat Mükrimin'e sordum:

"Bu mektuptan bir fayda sağlanacağını umar mısınız?"

Üstat Anadolucu idi. İsmet Paşa da Anadolulu olduğu için onun bir "yahşi kişi" olduğuna inanıyordu:


- "Mektubun tesir yapar. Uğradığın haksızlığı düzeltir" diye cevap verdi.Bunun üzerine 12 Ekim 1941 Pazar günü İsmet Paşaya uzun bir mektup yazdım. Şöyle başlıyordu:

Reisicumhur Hazretleri,

9 yıldan beri şahsıma karşı yapılmakta olan haksızlığı, kanunî yollarla ve istidalarla düzeltemediğim için, son çare olmak üzere zatı devlet-lerine başvurmak mecburiyetinde kaldım.

Bundan sonra tafsilâtı ile maceramı anlatıyor, lise mezunlarının lise öğretmeni yapıldığı bir zamanda benden istifade etmemenin acayipli-ğini belirtiyor ve Devlet Başkanına şahsî bir mesele için müracaatın isabetsizliğini takdir etmekle beraber bütün kanunî kapılar kapandığı için çaresiz kalarak bu yolu ihtiyar ettiğimi bildiriyordum. Artık vâhi-melerin kâbusu altında yaşamak istemediğimi ve İsmet Paşa hakka inanmış olduğu için uğradığım zararın telâfisini beklediğimi derin say-gılarımla ilâve ediyordum.

Bu mektubu mahsus eski harflerle yazmıştım. Kendimi övmek gibi ol-masın ama eski harflerle yazım çok okunaklıdır, insan kör de olsa okur, sağırda olsa... Eski harflerle yetişen nesiller ne de olsa yeni ya-zıyı biraz güçlükle okudukları için, kolaylık olsun, ismet Paşa boşuna yorulmasın diye mektubumu eski harflerle yazmıştım.

Devamı