TÜRKÇÜLÜĞE KARŞI HAÇLI SEFERİ VE ÇEKTİKLERİMİZ

 
 

 

 

77

sürpriz, ilk şaşkınlıktan sonra Refet Paşa ile doktor Rıza Nur Beyin şiddetli muhalefetleri yüzünden boşa çıkmıştı. Hiç şüphesiz, Mustafa Kemal Paşa'nın maksadı gerçekten komünizm ilânı değildi.Bu bir numara idi. Bolşevik casuslarının, kendisi tarafından böyle bir teklif yapıldığını, fakat vekillerin karşı koymaları yüzünden teklifin başarı-sızlığa uğradığını öğreneceklerini biliyordu. Bolşeviklerin güvenini kazanarak onlardan yardım koparmak, bir de Mustafa Kemal varken ayrıca Türkiye üzerinde uğraşmanın lüzumsuzluğunu telkin için böyle yapıyordu.

Mustafa Kemal Paşa, siyasî dehası ile Rusları kündeden attı. Fakat ko-münist partisinin faaliyet gösterdiği kısa süre içinde komünistler de Türkiye'de bazı subaşlarına yerleşebildiler. Bunlar hâlâ bulundukları yerlerden atılabilmiş değildirler. Demokratik usullerle atılmalarına da imkan yoktur. Bunlar ancak tam yetkili ve çok namuslu bir adamın bu işe memur edilmesiyle temizlenebilir.

İşte, daha Kurtuluş Savaşı başlarken memlekette ağ kuran komü-nizm, zamanla ve Rusya'nın cömertçe harcadığı para ile gelişerek ön-ce maarife, sonra basına, tiyatroya, orduya, donanmaya, Millet Mec-lisine ve kabineye kadar girdi. Fakat Halk Partisi kendisini "sorumsuz ve yanlışsız" saydığından ima yolu ile yapılan tenkitlere dahi taham-mül edemedi. Düşünen kafalar da, yavaş yavaş "ekmeğinden olma-mak" veya hapse girmemek" için susmağa alıştılar. Böylelikle komü-nizm yayılmağa ve memleketi top yekûn Bolşevikleştirme plânı üze-rinde sistemli bir şekilde yürümeğe başladı.

Komünizme karşı ya milliyetçilikle, yahut dinle durulabilirdi. Bunların ikisini birden kullanmak şüphesiz daha akıllıca olurdu. Bizim milliyetçi-liğimiz Türkçülüktü. Fakat Halk Partisi, altı oktan biri milliyetçilik oldu-ğu halde nedense "Türkçülük"ten ürküyordu. Bu yüzden Türk ocakları kapatılmıştı. Halk Partisinin kendisine göre acayip bir milliyetçiliği vardı.

Din ise halkın ruhuna işlemiş bir kuvvet olmak bakımından büyük bir millî enerji ve savunma kaynağı olabilirdi. Fakat Halk Partisi lâiklik ilân etmiş olduğundan kendisini tamamıyla dinin dışında, hattâ dinsiz his-sediyordu.

Halk Partisinin en büyük hatalarından biri budur. Medreseler kapatıldı-ğı, tekkeler kaldırıldığı zaman yüksek bir ilahiyat enstitüsü veya fakül-tesi açılarak memlekete kültürlü, doktora yapmış, Batı dillerini bilen, felsefe öğrenmiş din adamları yetiştirilseydi Türkiye’nin bugünkü ma-nevî durumu bambaşka olur ve bugün din bilgini diye ortalığı kaplayan bilgisizler, gülünç hezeyanlarını savuramazdı.

Mustafa Kemal Paşa gençliğinde tekkelere devam etmiş, zikretmiş, fakat oradaki ahlâksızlığı görerek soğumuştu. Kendisi, zannederim, Allah’a inanıyordu. Fakat etrafında, kendisine Hıristiyanlığa girmemizi telkin eden bir zümre vardı. Bunlar İsviçre ve Fransa'da yüksek öğre-nimlerini yapmış, fakat ne Birinci Cihan Savaşı’na, ne de Kurtuluş Sa-vaşı’na katılmamış olan hem yurtsever, hem de dalgacı aydınlardı.

Bunlar korkunç bir aşağılık duygusu içindeydiler. Ya bu aşağılık duy-gusunun tesiri, yahut da vicdanî kanaatleri ile dinsizdiler. Medeniyet ve teknik bakımından bizi çok geçmiş olan

Devamı