TÜRKÇÜLÜĞE KARŞI HAÇLI SEFERİ VE ÇEKTİKLERİMİZ

 
 

 

 

78

Batının, geçmişteki kuyruk acılan ve süregelen Hıristiyanlık taassubu dolayısıyla Türklüğü yaşatmayacağına; aralıksız 12 yıllık dört savaş-tan çıkmış olan yıkık, yoksul, bilgisiz, hastalıklı ve seyrek nüfuslu Tür-kiye’nin, dışarıdan büyük yardım görmezse yok olacağına inanıyorlar-dı. Onlara göre, yok olmamak için Hıristiyanlığı kabulden başka çare yoktu. Kendilerince nasıl olsa Müslümanlık da, Hıristiyanlık da birer uydurmadan başka bir şey değildi. O halde, yaşamak için, bir uydur-mayı bırakarak öteki uydurmayı kabullenmekte hiç bir mahzur yoktu. Hıristiyan olursak birdenbire dünyanın sevgilisi olacak, her yerden yardım görecek, el üstünde tutulacaktık. Kalkınmamız hârikalı bir şe-kilde olacaktı.

Buna karşılık komünist bir zümre de dinsizlik telkini yapıyor, her türlü dinin ilerlemeği baltaladığını ispata uğraşıyordu. Bunlar Türkçülüğün de devleti batıracak bir macera düşkünlüğünden başka bir şey olma-dığını sinsi sinsi yayıyorlardı. İttihat ve Terakki Fırkası, Turan’ı alaca-ğım diye memleketi batırmıştı. Türkiye’nin böyle ikinci bir deneme ge-çirmeye tahammülü yoktu.

Komünistler, Türkçülüğü ittihatçılığın bir şekli gibi göstermekle Musta-fa Kemal Paşa'nın en hassas tarafına dokunmuş oluyorlardı. Çünkü o, genç subaylık çağından beri, aralarına karışmış olmakla beraber itti-hatçıları sevmezdi. İttihatçılar ona lâyık olduğu değeri vermemişler-di.Kurtuluş Savaşı sırasında Enver Paşa Türkiye’ye girerek başkanlığı ondan almak istemiş ve burada kendisine epey taraftar edinmişti. Meselâ Millet Meclisinde Rize mebusu Rauf tarafından öldürülen Deli Halit Paşa ile Topal Osman tarafından boğdurulan Trabzon mebusu Şükrü bunlardandı. Deli Halit Paşa, vurulduğu sırada Kel Ali ile boğuş-makta olduğu için Kel Ali, canını kurtarmak için onu vurdu diye mesele kapatılmış, Topal Osman da Çankaya köşkünü basmak isterken muha-fız taburu askerleri tarafından öldürülmüştü.

İttihatçılar daha sonra İzmir suikastı ile Mustafa Kemal Paşayı yok et-mek istemişler, fakat kendileri yok olmuşlardı. İşte bu sebeplerle Mustafa Kemal Paşa ittihatçılardan nefret ediyordu. Kendisine suikastı hazırlayan şebekenin başında olduğu için asılan Selânikli Yahudi dön-mesi Cavit'in idamı dünya basınında büyük tepki uyandırmıştı. Çünkü Cavit hem Yahudi, hem de farmasondu.

Fakat Mustafa Kemal Paşa kabadayı adamdı. Dünya gazetelerinin ulu-masına aldıracak tiplerden değildi. Cavit'i astırdığı gibi mason locala-rını da kapatmaktan çekinmedi. Bu da Mustafa Kemal Paşa’nın en müspet icraatından biridir. Çünkü bu localarda mason kardeşliği adına devletin en gizli işlerini Yahudiler, Rumlar ve Ermeniler öğreniyor ve bunların hepsi yabancı casusu olduğundan düşmanlarımızca bilinme-dik devlet sırrı kalmıyordu.

İşte, Mustafa Kemal Paşanın ittihatçılardan tiksinmesi, çevresindeki komünistlerin de çok ustaca ve sinsice telkinler ile Türkçülere karşı ol-dukça çekingen davranmasına sebep oluyordu. Fakat bu arada Türk ocağı kapatılarak teşkilâtlı tek milliyetçi grup ortadan kaldırılmıştı.

Din aleyhtarlığı ve Türkçülüğe karşı çekingenlik, yavaş yavaş bir Mos-kof dostluğu doğurmaya doğru gidiyordu. Bu hususta İsmet İnönü ve Tevfik Rüştü Araş herkesten ileri idiler.

Devamı