|
Batının, geçmişteki kuyruk acılan ve
süregelen Hıristiyanlık taassubu dolayısıyla Türklüğü
yaşatmayacağına; aralıksız 12 yıllık dört savaş-tan çıkmış olan
yıkık, yoksul, bilgisiz, hastalıklı ve seyrek nüfuslu Tür-kiye’nin,
dışarıdan büyük yardım görmezse yok olacağına inanıyorlar-dı.
Onlara göre, yok olmamak için Hıristiyanlığı kabulden başka çare
yoktu. Kendilerince nasıl olsa Müslümanlık da, Hıristiyanlık da
birer uydurmadan başka bir şey değildi. O halde, yaşamak için,
bir uydur-mayı bırakarak öteki uydurmayı kabullenmekte hiç bir
mahzur yoktu. Hıristiyan olursak birdenbire dünyanın sevgilisi
olacak, her yerden yardım görecek, el üstünde tutulacaktık.
Kalkınmamız hârikalı bir şe-kilde olacaktı.
Buna karşılık komünist bir zümre de dinsizlik
telkini yapıyor, her türlü dinin ilerlemeği baltaladığını ispata
uğraşıyordu. Bunlar Türkçülüğün de devleti batıracak bir macera
düşkünlüğünden başka bir şey olma-dığını sinsi sinsi
yayıyorlardı. İttihat ve Terakki Fırkası, Turan’ı alaca-ğım diye
memleketi batırmıştı. Türkiye’nin böyle ikinci bir deneme ge-çirmeye
tahammülü yoktu.
Komünistler, Türkçülüğü ittihatçılığın bir
şekli gibi göstermekle Musta-fa Kemal Paşa'nın en hassas
tarafına dokunmuş oluyorlardı. Çünkü o, genç subaylık çağından
beri, aralarına karışmış olmakla beraber itti-hatçıları
sevmezdi. İttihatçılar ona lâyık olduğu değeri
vermemişler-di.Kurtuluş Savaşı sırasında Enver Paşa Türkiye’ye
girerek başkanlığı ondan almak istemiş ve burada kendisine epey
taraftar edinmişti. Meselâ Millet Meclisinde Rize mebusu Rauf
tarafından öldürülen Deli Halit Paşa ile Topal Osman tarafından
boğdurulan Trabzon mebusu Şükrü bunlardandı. Deli Halit Paşa,
vurulduğu sırada Kel Ali ile boğuş-makta olduğu için Kel Ali,
canını kurtarmak için onu vurdu diye mesele kapatılmış, Topal
Osman da Çankaya köşkünü basmak isterken muha-fız taburu
askerleri tarafından öldürülmüştü.
İttihatçılar daha sonra İzmir suikastı ile
Mustafa Kemal Paşayı yok et-mek istemişler, fakat kendileri yok
olmuşlardı. İşte bu sebeplerle Mustafa Kemal Paşa
ittihatçılardan nefret ediyordu. Kendisine suikastı hazırlayan
şebekenin başında olduğu için asılan Selânikli Yahudi dön-mesi
Cavit'in idamı dünya basınında büyük tepki uyandırmıştı. Çünkü
Cavit hem Yahudi, hem de farmasondu.
Fakat Mustafa Kemal Paşa kabadayı adamdı.
Dünya gazetelerinin ulu-masına aldıracak tiplerden değildi.
Cavit'i astırdığı gibi mason locala-rını da kapatmaktan
çekinmedi. Bu da Mustafa Kemal Paşa’nın en müspet icraatından
biridir. Çünkü bu localarda mason kardeşliği adına devletin en
gizli işlerini Yahudiler, Rumlar ve Ermeniler öğreniyor ve
bunların hepsi yabancı casusu olduğundan düşmanlarımızca
bilinme-dik devlet sırrı kalmıyordu.
İşte, Mustafa Kemal Paşanın ittihatçılardan
tiksinmesi, çevresindeki komünistlerin de çok ustaca ve sinsice
telkinler ile Türkçülere karşı ol-dukça çekingen davranmasına
sebep oluyordu. Fakat bu arada Türk ocağı kapatılarak teşkilâtlı
tek milliyetçi grup ortadan kaldırılmıştı.
Din aleyhtarlığı ve Türkçülüğe karşı
çekingenlik, yavaş yavaş bir Mos-kof dostluğu doğurmaya doğru
gidiyordu. Bu hususta İsmet İnönü ve Tevfik Rüştü Araş herkesten
ileri idiler. |