|
atmışımda, o yüzden tevkif olunmuşlar gibi
bir utanç duydum. Belki onlar da o dakikada öyle düşünüyorlardı.
Öyle düşünmekte de yerden göğe kadar hakları
vardı. Hayvandan da-ha mankafa bir idarenin hırsızla polisi
karıştıracağını, tanıklara sanık muamelesi yapacağını kim
düşünebilirdi?
Hay Allah belâsını versin! Bu herifler insanı
vatanî bir hizmette bulun-maktan da tiksindiriyorlardı. Bu
davranış, halkı hükümetten soğutmak için bir komünist
baltalaması da olabilirdi. Fakat bunu kimin, hangi ha-inin,
yahut hangi eşeğin yaptığı belli değildi ki…
İfademi alan askerî hâkime teessürlerimi
bildirdim. Galiba biraz da dokunaklı konuştum ki kendi foyasını
meydana çıkarmaktan çekinme-di. Bana komünizm ve komünistler
hakkında öteberi sordu. Zavallının dünyadan haberi yoktu. Birkaç
broşür vererek: "Ben pek anlayamı-yorum, şunlarda komünist
propagandası var mı?" diyordu. Doğrusu çok basit ve kültürsüz
bir adamdı. Halk Partisi çağının alaydan ye-tişme hâkimlerinden
olsa gerekti.
Bizim çocuklar biraz sonra kurtuldular .Fakat
şu muamelenin, onların genç ruhları üzerinde yaptığı tahribatın
derecesini Tanrı bilir.
İşte İsmet Paşa çağı bu idi. Her şeyden
korkan bir yürek, sinirli kadın-lara hâs bir telâş ruh hastası
insanlara mahsus bir kuruntu...
İsmet Paşa, milletlerarası münasebetlerde
"hayat kavgası" prensip-lerinin bütün şiddetiyle yürürlükte
olduğunu, bu kavgada çekingenlik gösterenlere hayat hakkı
tanınmayacağını, en iyi savunmanın saldırış olduğunu bilmiyordu.
Onun bu çekingenliğini iyi bildikleri içindir ki Rus-lar
küstahlıklarını arttırdıkça arttırıyorlar siyasî kuryelerimizi
birbiri ar-dınca öldürüp evrak çantalarını açıyorlar, bütün
sırlarımızı öğreniyor-lar sonra fotoğrafını aldıkları gizli
evrakı yine çantaya doldurarak, in-tihar etmiş süsünü verdikleri
kuryemizin cesedi ile birlikte bize geri veriyorlardı.
İsmet Paşa Hükümeti bu cinayetleri örtbas
edip millete duyurmamak-la siyasî basiret gösterdim sanıyor ve
zavallı davranışlarıyla devlet idare ettiğini zannediyordu. Bir
yandan da valilerinin, memurlarının, polis-lerinin zekâdan
tamamıyla mahrum muamele ve hareketleriyle milleti soğutuyor,
iğrendiriyordu. Sözün kısası memleket baştanbaşa çürümüştü. Her
yerde hamakat ve rezaletten başka bir şey görünmü-yor, Millî Şef
ise şurada burada nutuk çekerek o mahut gülmesiyle
"Vatandaşlarım sizi neşeli ve sıhhatli gördüm" diyerek işleri
yoluna koydum sanmakta devam ediyordu. |