Moskoflarla yapılan iktisadî anlaşma
gereğince, memleketimizde kuracakları yedi tesisten biri votka
fabrikası olacakmış.
Evet, akıllara durgunluk verecek bir haber
ama doğru: Votka fabrikası...
Kalkınma için Moskoflar'dan bile medet
umulduğu bir sırada, sanki kalkınmaya faydası varmış gibi bir de
votka fabrikası kurmaya kalkışmak, kalkınma düşüncesiyle,
milletle eğlenmekten başka bir şey değildir. Bu ahmakça
davranışın, geri kalmamızı domuz eti yememeye bağlayan kızıl
budalanın hezeyanından hiçbir farkı yoktur.
Memleketimizde içkinin her türlüsü kanunî ve
kaçak olarak bol bol yapılır ve sarhoşluk ayyuka çıkarken bir de
votka fabrikası yapmak millî sağlığın mezarına bir kazma daha
vurmaktan başka nedir ki?
Büyük bilgin ve sosyalist plâncılara göre
belki bu fabrika döviz sağlamak için kurulacaktır. Votka
fabrikası kurulursa onu satın almak için dışarıya para
vermeyeceğimiz ileri sürülecektir. Votka ithal etmeyelim
derseniz tabiî bunun da insan haklarına, demokrasiye, belki de
anayasaya aykırı olduğu ileri sürülecektir. Hariciyecilerimiz
ise bu fabrika sayesinde Türk-Moskof dostluğunun gelişeceğini
iddia edeceklerdir.
Fabrikalarımızın halka yazın bira, kışın rakı
yetiştiremediği doğrudur. Bizde bu hovardalık varken bir değil,
on votka fabrikası ürünün de içilip tüketileceği muhakkaktır.
Fakat hükümetlerin vazifesi milletin sağlığını baltalamak değil,
aksine korumaktır. Devlete para sağlıyor diye hükümet votka
satarken cahil esrar kaçakçılarına ahlâkı, fazileti nasıl
anlatacağız?
Henüz vakit varken bu tasarıdan vazgeçilmeli,
onun yerine faydalı bir tesisin kurulması için Moskoflarla
yeniden pazarlığa girişilmelidir. Her ne kadar onların
Türkiye'de en istekle yapacakları şey bu ise de, onları bundan
caydırmak hükümetin elindedir. Ama mutlaka halkı zehirlemek
gerekiyorsa hiç olmazsa bizim Tahtacılarla anlaşarak onların
büyük bir ustalıkla yapıp su gibi içtikleri etersiz rakıyı
memlekete yaymak, böylelikle yoksul Tahtacıları biraz bolluğa
kavuşturarak onların orman tahribatını önlemekte sayısız millî
menfaatler vardır.
Duyurulur...
Ötüken, 25 Haziran 1966, Sayı. 30