Fikir tarihimizde birinci plânda yer alan
şahsiyetler arasında Ziya Gökalp'in özel bir yeri vardır.
Diyarbakır'ın bu sakin yaratılışlı evlâdı, fikir tarihimizdeki
bu mühim yerini, Türklüğe yaptığı büyük hizmetlerle elde
etmiştir.
Ziya Gökalp'in Türklüğe yaptığı büyük hizmet,
Türk milliyetçiliği, yani Türkçülük alanındadır. Tarihin uzak
yüzyıllarından beri varolan, fakat Tanzimat'tan sonraki devirde
hem devamlı, hem de daha şuurlu bir mahiyet alan Türkçülüğü, ilk
defa bir programa bağlayan Ziya Gökalp'tir.
Gökalp'in eserlerinin hemen hepsinde, bu
büyük ülkünün izlerini bulmak mümkündür. Fakat muhakkak ki, bu
alandaki en mühim eseri, Türkçülüğün bir programa bağlandığı
'Türkçülüğün Esasları" dır.
Ziya Gökalp'ten önceki Türkçüler, Türk
milletinin bağlanacağı ülkünün Türkçülük olduğunu anlamışlar ve
bunu eserlerinde anlatmaya çalışmışlardı. Fakat bu büyük gerçeği
millete mal edebilmiş oldukları asla söylenemez. Gökalp ise,
Türkiye tarihinin en buhranlı bir devrinde, birkaç arkadaşıyla
birlikte giriştikleri mücadele ile, Türk soyunun ülküsü olan
Türkçülüğü geniş çevrelere yaymak imkânını bulmuştur.
Gökalp, bu fikir mücadelesi sırasında, o
vakitler bir vilâyetimiz olan Selanik'te çıkan Genç Kalemler
dergisinde yayınladığı meşhur Turan manzumesinin son beytinde,
vatan kavramını şöyle formülleştirmişti:
Vatan; ne Türkiye'dir Türkler'e, ne
Türkistan, Vatan; büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan!.
Türk'ün büyük fikir adamı, hayatı boyunca,
hem bu ülkünün yayılması yolunda uğraşmış, hem de Türklük
meselelerini hep bu ana fikir etrafında ele almış ve
incelemiştir.
Ona göre Türk, bir milletin adıdır. Bir
milletin bir dili ve bir tek ülküsü olur. Bazı Türk şubelerinin
Türkiye Türlüğünden ayrı bir dil ve kültüre sahip olmaya
çalışmaları doğru değildir. Türklerin birleşmeleri lâzımdır.
Ancak, bu birleşme, bugün için sadece bir kültür birleşmesi
olabilir.
Gökalp, Türklük meselesini bu şekilde ortaya
koyduktan sonra, milletimizin bu tek ülküsünün ne olacağım
tespite çalışmıştır. Değerli fikir adamımıza göre, Türk ülküsünü
yakın ve uzak ülkü olmak üzere ikiye ayırmak lâzımdır. Yakın
ülkümüz, Oğuz veya Türkmen birliğidir. Çünkü, kültürce
birleşmeleri en kolay olan Türkler Oğuz Türkleridir. Türkiye
Türkleri’nden başka Azerbaycan, İran ve Harzem ülkelerinin
Türkleri de Oğuz boyundandır.
Bu bakımdan, Türkçülüğün yakın ülküsü bu
boydan olan Türklerin birleşmesi, yani Oğuz birliği veya Türkmen
birliğidir.
Uzak ülkümüz ise Turan'dır. Turan ülküsü,
Turanlı kavimlerin birleşmesiyle meydana gelecek bir kavimler
karışımı değil, sadece Türkler’in birliğidir.
Ziya Gökalp'e göre "böyle bir birleşme mümkün
müdür?" sorusunu sormak dahi lüzumsuzdur. Çünkü bu bir ülküdür.
Hem de Türkler’in ruhlarındaki heyecanı sonsuz bir dereceye
ulaştıracak çok cazip bir ülküdür. Türk milletini böyle
büyüleyici ve coşturucu bir duygudan yoksun bırakmak asla doğru
değildir. Türkçülük fikrinin bu derece çabuk gelişmesinde en
büyük sebep, Turan ülküsünün ruhlarda ve gönüllerde yaktığı ateş
ve büyük hamle gücüdür.
Turan ülküsü, bugün için bir hayal gibi
görünmekle beraber, tarihte bir gerçektir. Çünkü Türkler tarihte
birkaç kere birleşmişlerdir.
Gökalp, bugünkü heyecan ve hamle kaynağı olan
hayal ile tarihin gerçeğini birleştirerek şu sonuca varmaktadır:
Tarihte gerçek olan şeyler, gelecekte de gerçek olabilir!
Gökalp, Türk’ün bu büyük ülküsünü sadece
bilim ve fikir eserlerinde ele almakla yetinmiş değildir.
Türklük ülküsünün Türk milletinin her seviyedeki fertleri ve
toplulukları arasında yayılması için, konuyu ilmî olmayan
eserlerinde de çeşitli şekillerde işlemeye çalışmıştır.
Gökalp'in Türkçülük alanındaki en verimli ve
sistemli eseri Türkçülüğün Esasları adlı kitabıdır. Bu kitabın
ikinci kısmında Türkçülük sekiz bölümde programlaştırılmış ve
her bölümde o alanda yapılması gerekli hususlar ana çizgileriyle
tespit edilmiştir. Bu program yalnız kendi neslinin değil,
sonraki nesillerin aydınları üzerinde de büyük etkiler
yapmıştır. Programdaki fikirlerden bazılarını uygulamak
isteyenler arasında Atatürk de vardır.
Türkçülüğün Esasları, Türklüğe ait meseleleri
sadece ana çizgileriyle ortaya koyabilmiştir. Programda, aradan
geçen uzun zaman dolayısıyla eskiyen yerler de vardır. Fakat bu
hususlar, Türkçülüğün Esasları'nın bugün de Türk
milliyetçiliğinin belli başlı kaynaklarından birisi bulunmak
vasfını yok etmiş değildir. Bu eserde bulunan eksikler, daha
sonraki Türkçüler tarafından ele alınmış bulunduğu için,
Türklüğün bütün meseleleri bugün tespit edilmiş durumdadır.
Eksiklik, bütün bu fikirlerin ve meselelerin bir ana kitapta
toplanmamış bulunmasıdır.
Ziya Gökalp, Türklüğü seven her Türk'ün her
zaman saygı ile andığı fikir adamlarımızdan birisidir. Bu saygı,
onun Türklüğe fikir alanında yaptığı hizmetlerin eseri ve
sonucudur. Her fikir adamında olduğu gibi, elbette ki Ziya
Gökalp'ta da tenkit edilecek tarafları vardır. Bu tenkidi,
fikrin ciddî sınırlan içinde yapmak da elbette ki lâzımdır.
Ancak, bu gibi tenkitlerin tek gayesinin Türkçülüğe ve ilme
hizmet olması gerekir.
Gökalp'i, bu şekilde tenkit etmiş fikir
adamlarımız vardır. Bu suretle onlar da hem Türklüğe, hem de
ilme hizmet etmişlerdir. Ancak bu hizmetin yanında bir de büyük
fikir adamımızı küçük düşürmek için yapılan tenkitler
bulunmaktadır.
Bu gibiler, Gökalp düşmanlığının eserleridir.
Gökalp düşmanlığı, fikir adamımızın şahsından
çok milliyetçiliğine karşıdır. Türkçülük ülküsüne düşman
olanlar, bu ülküyü zayıflatmak için Türk milliyetçiliğinin en
büyük şahsiyetlerinden birisi bulunan Ziya Gökalp'i hırpalama
taktiğinden hiç ayrılmamışlardır.
Gökalp’e düşmanlık edenlerin büyük çoğunluğu
yerli kızıllardır. Bu düşmanlığın iki sebebi vardır. Birincisi,
Gökalp'in eserleriyle, Türkün manevî gücünü ayakta tutmasıdır.
Türkiye'de Türkçülük varoldukça, kızılların memleketimizi Moskof
pençesine atmak gayretleri elbette ki gerçekleşemez, ikincisi
ise, büyük fikir adamımızın, Turancılık ülküsünün de en büyük
siması bulunmasıdır. Türkiye dışındaki Türklerin hürriyetlerine
ve bağımsızlıklarına kavuşması dâvası olan Turancılık
gerçekleşirse, bu yerli kızılların manevî vatanları olan
Rusya'nın, pençesindeki en verimli toprakları elinden kaçırmak
suretiyle yarı yarıya çökmesi olacaktır. İşte, kızılların Gökalp
düşmanlığının sebepleri bunlardır. Ancak, bu düşmanlığın bu açık
sebepleriyle değil, birtakım süslü tüllere büründürülmek
suretiyle yapıldığını unutmamak lâzımdır. Fakat Gökalp o kadar
kuvvetlidir ki, yıllardan beri devam ettirilen yıkıcı kampanyaya
rağmen dimdik ayakta durmaktadır.
Ziya Gökalp'in, Türkçülüğün Esasları'ndan
başka 'Türk Türesi", "Türk Medeniyeti Tarihî", "Türkleşmek,
İslâmlaşmak, Muasırlaşmak" adlı fikrî ve ilmî eserleri vardır.
Manzumeleri ise "Kızılelma", "Altın Işık" ve 'Yeni Hayat" isimli
kitaplarında toplanmıştır.
Bir çok mühim makaleleri dergi sayfalarında
kalmıştır. Bu yazılarının en ehemmiyetlileri Küçük Mecmua ile
Yeni Mecmua'dadır.
Damadı Ali Nüzhet Göksel taraflından
yayımlanan Ziya Gökalp ve Malta Mektupları adlı eserde, büyük
Türkçü’nün Malta'dan kızlarına gönderdiği mektuplar
yayımlanmıştır. Fevziye Abdullah Tansel tarafından hazırlanan
Ziya Gökalp Külliyatı: I. Şiirler ve Halk Masalları'nda da
değerli fikir adamımızın bütün manzum eserleri toplanmıştır.
Gökalp'in Yarınki Türkiye'nin Hedefleri adlı
eserinin tenkitli bir basımı da, genç fikir adamlarımızdan Dr.
Hikmet Tanyu tarafından, bir önsöz ilâvesiyle yayımlanmıştır.
Yine Dr. Hikmet Tanyu tarafından hazırlanan, fakat henüz
basılmamış bulunan Ziya Gökalp ve Türkçülük adlı mühim eserde
büyük Türkçünün Türkçülüğe ait bütün yazıları toplanmıştır.
ORKUN, 1962, Sayı: 1