Z VİTAMİNİ

 
 

 

 

2

Milli Şef sordu:

-"Niçin daha çok almıyoruz?"

-"Efendim, "Z" vitamini tabletlerini yalnız bir tek fabrika yapıyor ve yıllık 10-11 bin taneyi geçmiyor. Peşin para vermek şartıyla 9500 ta-nesini biz alıyoruz."

-"Hepsini almamızın imkanı yok mu?"

-"Yok aziz şefim! Zaten nüfusumuza nispetle biz fevkalade alıyoruz. Birkaç tanesini İngilizler kıraliçe için, birkaç tanesini Japonlar Mikado için alıyorlar. Kalanını da, Amerikalı milyarderlerle Ruslar paylaşıyor. Fabrika  bize bu kadar ayırma yapmadı. Fakat Amerika'da hususi ha-ber alma servisi bulunan sayın Devlet Bakanımız Ahmet Emin Yalman, daha tabletler piyasaya çıkmadan 9500 tanesi için 99 yıl müddetle sözleşme yapmayı başardığı içindir ki, bu kadarı bize veriliyor..."

Maliye Bakanının gönüllere ferahlık veren izahlarından sonra Milli Şef, Yücel' döndü:

-"Evet Başbakan! Yirmi birinci asra girerken yapacağımız devrimler hakkında neler düşündün?  Şöyle bir anlat da dinleyim"

-"Aziz Şefim! Siz yeryüzündeki şeflerin en başta gelenisiniz. 12 yıllık ilk Cumhurbaşkanlığınızdan sonraki 11 yıllık dinlenme devresi, dehâ-nızın gelişmesi için lazımdı. Nihayet vatan haini, mürteci demokratla-rın yurdu ve dünyayı batırmak üzere olduğunu görerek yaptığımız milli hareketle onları devirmeniz ve 1961'den beri 39 yıldır, aralıksız başkanlık etmeniz  adınızı ebedileştirmiş ve sizi yalnız vatanımızın değil, bütün insanlığın şefi haline getirmiştir. Bunun içindir ki, artık si-ze Milli Şef değil Beşeri Şef denmesi lazımdır. Çünkü milli olmak geri bir şeydir. Halbuki siz o kadar ilerisiniz ki, sizden daha ileri olmanın imkanı da, ihtimali de yoktur. Evet, siz bütün beşeriyetin şefisiniz! Beşeriyet sizden idare, akıl, fazilet, dehâ, siyaset, ilim, fen, sanat, viyolonsel, her şey, her şey öğrenecektir. Ricam şu ki, Beşeri Şef un-vanını lütfen ve tenezzülen kabul buyurunuz."

Şef sordu: "Sayın arkadaşlarımın bu husustaki düşünceleri nelerdir?"

Bakanlar tasvip hareketleri yaptılar. Şef kararını bildirdi:

-"Sayın arkadaşlarımın devamlı ısrarları karşısında demokratik nizamı bozmamak ve milli birliğe pürüz getirmemek için Beşeri Şef olmayı kabul ediyorum! Sayın İçişleri Bakanı Karabet Öztürk arkadaşımız bu husustaki kanunu yarın akşama kadar hazır etsin. Burada bir defa gözden geçirdikten sonra Meclise sunarız."

Beşeri Şef gülümsüyordu. Başbakan Yardımcısına döndü:

-"Yalman arkadaşımız! Sen neler hazırladın bakalım? Bir de seni dinleyelim."

Ahmet Emin Yalman yağa kalktı:

-"Aziz Beşeri Şef! Ulu insanlık önderim! İnsanoğlunun kemale ermesi hayali, sizin çağınızda ve sayenizde gerçek olacaktır. Artık siz bir Beşeri Şefsiniz! Beşeri Şefin saltanat ettiği, yani idare ettiği bir ülkeye Türkiye demek biraz irticai bir düşünce gibime geliyor. Türk nedir? Beşeriyet içinde küçük bir parça... Sonra acaba Türk var mıdır? Türk kalmış mıdır? Vaktiyle bir Türk ırkı varmış.Fakat zamanla bu ırk öteki-ne berikine saldırarak ve başka ırklara karışarak yok olup gitmiş... Be-şeriyetin bir parçasına Türk demek, Türk ırkçılığı yapmak ve faşizmi hortlatmaktır ki, buna ne Amerika, ne İngiltere, ne İsrail, ne Rusya, ne de diğer devletler razı olamazlar. Zaten insanların bir kökten geldiğini en eski ve en yüksek kitap olan Tevrat yazmıyor mu? Memleketimize Türkiye demek, Rum, Ermeni, Yahudi, Zenci, Çingene ve başka kökler-den gelen yurttaşlarımızı incitir, milli birliği bozar. Onun için bu ismi değiştirerek Beşeristan denilmesini teklif ederim!"

Beşeri Şef ellerini çırptı:

-"Aferin Yalman! Zaten senin zekanı 1954 seçimlerinde anlamıştım. O zaman bana hücum ediyor gibi yaparak Demokrat Partinin kanına na-sıl girmiştin, değil mi?"

-"Evet aziz Şefim! Demokrat Partililerin milleti mahva götürdüklerini sezmiştim. Kore'ye asker yollayıp Çin gibi bir milletle savaşı göze al-mak için mutlaka mürteci, faşist, ırkçı ve Turancı olmaları lazımdı. Niyetleri Kore'den yürüyerek Mançurya ve Moğolistan yolu ile Türkis-tan’a inmek, büyük dostumuz Rusya'yı arkadan vurmak ve Turan İmparatorluğunu yeniden  kurmaktır. Zaten 4500 kişilik bir Tugay gön-dereceğiz diye milleti kandırarak oraya 5200 kişi göndermeleri de istilacı ve emperyalist politikalarını gösterir. Kuzey Korelilerle Çinliler kahramanca müdafaaları olmasaydı bu emperyalistler mutlaka As-ya'yı zaptedeceklerdi. Ben onları oyalayarak Halk Partisi nihai zaferini sağlamak için mahsus aralarına karıştım. İçyüzlerini öğrendim. Allaha şükür ki, artık karanlık günler geçti. Cihana bir medeniyet örneği ver-mek üzereyiz. Madem ki Beşeristan olcağız, beşerin her şubesi bu büyük devrimden faydalanmalıdır. Doğu illerimizde bir Ermeni yurdu kurarak bu sevimli milleti sevindirmek ve Ayasofya müzesini de Patrik Hazretlerine vererek yeniden Bizans kilisesi yapmak bütün dünyanın ve hıristiyanlık aleminin sevgisini üzerimize toplayacaktır. Herhalde Paşa Hazretleri de bu hizmetimizden dolayı bizi takdis eder."

Devamı